top of page

İmzalı Bordronun Aksi Tanıkla İspatlanabilir mi? Gerçek Ücret ve Prime Esas Kazanç Davalarında Güncel Yargıtay Rehberi

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Arb. Servet Aksoy
    Av. Arb. Servet Aksoy
  • 1 Tem
  • 7 dakikada okunur

Bir işçi bordroda asgari ücretli görünmesine rağmen gerçekte daha yüksek maaş alıyorsa, imzaladığı bordro bütün haklarını ortadan kaldırır mı? İş arkadaşlarının “maaşı bordroda yazandan fazlaydı” şeklindeki tanıklığı yeterli olur mu? Bankadan yatırılan tutarın yanında elden ödeme yapılması nasıl kanıtlanır? Bu sorular özellikle kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ücreti, emeklilik aylığı ve SGK prime esas kazançlarının belirlenmesi bakımından kritik önem taşır.

Güncel Yargıtay yaklaşımına göre cevap tek cümleyle verilemez. İmzalı ücret bordrosunun aksi bazı durumlarda ispatlanabilir; ancak gerçek ücret veya prime esas kazanç iddiası yazılı delille ispat sınırını aşıyorsa, yalnızca tanık anlatımına dayanılması çoğu zaman yeterli değildir. Buna karşılık işverenden kaynaklanan bir belge, banka kaydı, personel ücret çizelgesi, ücret yazışması veya önceki yüksek SGK bildirimi mevcutsa bu kayıtlar tanık beyanlarıyla birlikte güçlü bir ispat zinciri oluşturabilir.

imzalı bordro, tanık, uzman avukat, yargıtay, ispat yükümlülüğü, yazılı delil, delil başlangıcı, gerçek ücret
İmzalı Bordronun Aksi Tanıkla İspatlanabilir mi? Gerçek Ücret ve Prime Esas Kazanç Davalarında Güncel Yargıtay Rehberi

İmzalı Bordro Gerçek Ücret İddiasını Kesin Olarak Engeller mi?

Hayır. İşçinin bordroyu imzalamış olması, bordroda yazan ücretin her durumda tartışılmaz olduğu anlamına gelmez. Bordronun düzenleniş biçimi, içerdiği bilgiler, işçinin imzası, ödemelerin banka kayıtlarıyla uyumu, işverenin diğer kayıtları ve ücrette sonradan açıklanamayan bir düşüş bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.

Bununla birlikte imzası inkâr edilmeyen ve hukuken geçerli şekilde düzenlenen bordro, işveren lehine son derece güçlü bir delildir. İşçi bordroda yazılı ücretin gerçeği yansıtmadığını ileri sürüyorsa, iddiasını soyut anlatımlardan çıkarıp somut kayıtlarla desteklemelidir. Özellikle prime esas kazanç tespiti davalarında Yargıtay, çalışma süresinin ispatı ile ücret miktarının ispatını birbirinden ayırmaktadır. Çalışma olgusu tanık dâhil her türlü delille ortaya konulabilirken, belirli bir miktarın üzerinde ücret alındığı iddiasında yazılı ispat kuralları daha sıkı uygulanmaktadır.


Gerçek Ücret Neden Bu Kadar Önemlidir?

Gerçek ücret yalnızca işçinin ay sonunda eline geçen para değildir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve bazı işçilik alacakları gerçek ücret üzerinden hesaplanır. Ücretin SGK’ya düşük bildirilmesi ise geçici iş göremezlik ödeneğinden emeklilik aylığına kadar sosyal güvenlik haklarını olumsuz etkileyebilir.

5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca prime esas kazanç hesabında hak edilen ücretler ile prim, ikramiye ve benzeri kazançların brüt toplamı esas alınır. SGK da ücretin prime tabi tutulması için fiilen ödenmesini değil, hak edilmiş olmasını yeterli kabul etmektedir. Bu nedenle işçinin ücretinin bordroda veya SGK bildiriminde düşük gösterilmesi, yalnızca işçi ile işveren arasındaki özel bir hesap uyuşmazlığı değildir; sosyal güvenlik sistemini de ilgilendiren bir durumdur.


Konuya Uygulanacak Temel Mevzuat

4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesi ücreti, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak düzenler. Aynı Kanun’un 37. maddesi, işverene ücret hesabını gösteren pusula verme yükümlülüğü getirir. Ücretin düşürülmesi çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturabileceğinden İş Kanunu’nun 22. maddesindeki yazılı bildirim ve yazılı kabul şartları da önem taşır. İşçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen esaslı değişiklik işçiyi bağlamaz.

İspat bakımından temel düzenlemeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200, 201 ve 202. maddeleridir. HMK m.200, belirli parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatlanmasını öngörür; karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir. HMK m.201 ise bir senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak iddiaların kural olarak tanıkla ispatlanamayacağını düzenler.

HMK m.202’ye göre ise delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddiayı tek başına tamamen ispatlamayan fakat onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir.


Hizmet Tespiti ile Prime Esas Kazanç Tespiti Aynı Şey Değildir

Uygulamada en çok yapılan hata, “çalışma tanıkla ispatlanabiliyorsa ücret de ispatlanır” düşüncesidir. Oysa hizmet tespiti davasında işçinin belirli tarihler arasında çalışıp çalışmadığı kamu düzenini ilgilendirdiği için mahkeme geniş bir araştırma yapar. Bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, SGK kayıtları, işyeri dosyası ve diğer deliller birlikte değerlendirilebilir.

Prime esas kazancın veya gerçek ücretin miktarı ise parasal bir iddiadır. Yargıtay, bu miktarın ilgili dönemdeki yazılı delille ispat sınırını aşması hâlinde aylık ücret makbuzları, banka kayıtları, ticari defterler, ücret bordroları ve işverenden kaynaklanan benzeri belgeler aramaktadır. Tanık, mevcut yazılı delil başlangıcını tamamlayabilir; ancak çoğu dosyada tek başına yazılı bordroyu etkisiz hâle getiremez.


Yargıtay HGK 2024/339 E., 2025/579 K.: Salt Tanık Yeterli Değil

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1 Ekim 2025 tarihli, 2024/339 Esas ve 2025/579 Karar sayılı kararı güncel içtihat bakımından dönüm noktasıdır. Uyuşmazlıkta işçi, bordrolarda gösterilenden daha yüksek ücret aldığını ve SGK primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını ileri sürmüştür. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, hizmet tespiti ile ücret miktarının ispatını ayırmış; yazılı delille ispat sınırını aşan prime esas kazanç iddiasının hukuken geçerli yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini kabul etmiştir.

Kararda aylık ücret makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları ve ücret bordroları başlıca ispat araçları arasında gösterilmiştir. İşçinin imzasını taşıyan bordroların bulunduğu bir dosyada, yalnızca “gerçek maaşı daha yüksekti” diyen tanıklarla sonuca gidilmesi yeterli görülmemiştir. Karar ayrıca yazılı delil başlangıcının bulunması hâlinde tanık delilinin devreye girebileceğini ortaya koymaktadır.

Bu kararın karşı oyunda ise prime esas kazanç davalarının kamu düzenine ilişkin olması, işçinin çalışma ilişkisi sürerken işverenden gerçek ücretini gösteren belge almasının güçlüğü ve re’sen araştırma ilkesi vurgulanmıştır. Dolayısıyla konu teorik olarak tamamen tartışmasız değildir. Ancak uygulamada çoğunluk görüşü esas alınmalı ve dava salt tanık üzerine kurulmamalıdır.


Yargıtay HGK 2024/10-490 E., 2025/735 K.: Ücrette Açıklanamayan Düşüş İşçi Lehine Delil Olabilir

Hukuk Genel Kurulunun 19 Kasım 2025 tarihli, 2024/10-490 Esas ve 2025/735 Karar sayılı kararı ise bordronun her durumda aşılmaz olmadığını göstermektedir. Dosyada işçinin önceki dönemlerde daha yüksek prime esas kazanç üzerinden bildirildiği, daha sonra bildirimin ciddi biçimde düşürüldüğü ve bu düşüşü açıklayan geçerli bir belge veya işçinin yazılı rızasının bulunmadığı görülmüştür.

HGK, ücretteki düşüşün İş Kanunu’nun 22. maddesine uygun yazılı kabul olmaksızın işçiyi bağlamayacağını ve açıklanamayan SGK düşüşünün göz ardı edilemeyeceğini belirterek direnme kararını bozmuştur. Karar, önceki yüksek SGK bildirimlerinin, personel ücret çizelgelerinin ve ücret bordrosu fotokopilerinin dosyanın bütünü içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Başka bir ifadeyle işçi yalnızca tanık göstermemiş; bordroyla çelişen objektif kayıtlar da sunmuştur.


2026 Tarihli Güncel Yargıtay Çizgisi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23 Şubat 2026 tarihli, 2025/14367 Esas ve 2026/1757 Karar sayılı kararı da aynı yaklaşımı sürdürmektedir. Daire, gerçek ücretin aylık ücret makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları ve ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanabileceğini; yazılı delil başlangıcı bulunduğunda tanık beyanlarının değerlendirmeye alınabileceğini belirtmektedir.

Aynı tarihli başka 10. Hukuk Dairesi kararlarında da imzalı bordro veya iş sözleşmesindeki ücretin gerçek olmadığının eşdeğer nitelikte kayıtlarla ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde güncel sonuç açıktır: İmzalı bordronun aksi ispatlanabilir; fakat gerçek ücret iddiası yalnızca tanık anlatımına bırakılmamalıdır. Dosyada en azından işverenden kaynaklanan ve daha yüksek ücreti muhtemel gösteren bir belge bulunması büyük önem taşır.


Gerçek Ücret Davasında Yazılı Delil Başlangıcı Sayılabilecek Belgeler

Yazılı delil başlangıcının mutlaka ıslak imzalı resmî bir sözleşme olması gerekmez. Belgenin gerçek ücret iddiasını muhtemel göstermesi ve işverenden veya işveren temsilcisinden kaynaklanması yeterlidir. Somut olayın özelliklerine göre şu kayıtlar delil başlangıcı olabilir:

Personel ücret çizelgesi: İşverenin insan kaynakları veya muhasebe birimince hazırlanan, işçinin adı ve gerçek ücretini gösteren şirket içi liste önemli bir delildir. Belgenin aslı bulunmasa dahi kaynağı ve şirket kayıtlarıyla bağlantısı araştırılmalıdır.

WhatsApp, SMS ve e-posta yazışmaları: İşverenin, şirket yöneticisinin veya muhasebe sorumlusunun “maaşın bir kısmı bankadan, kalanı elden ödenecek” ya da “bordro asgari ücretten düzenlenecek” şeklindeki mesajları HMK m.199 anlamında belge, şartları varsa HMK m.202 anlamında delil başlangıcı oluşturabilir.

İş teklifi, ücret artış ve terfi yazıları: İşe girişte gönderilen teklif mektubu, ücret paketi, zam bildirimi veya terfi yazısı bordroda gösterilen rakamla çelişiyorsa son derece değerlidir.

Banka hareketleri: Bordro ücretinden ayrı olarak aynı tarihlerde yapılan düzenli ödemeler, “maaş farkı”, “prim”, “ek ücret” veya benzeri açıklamalar gerçek ücret iddiasını destekleyebilir. Ödemenin şirket ortağı ya da yöneticisinin hesabından yapılması da bağlantı kanıtlandığında dikkate alınabilir.

Elden ödeme listesi ve kasa kayıtları: İmzalı para makbuzları, kasa çıkış fişleri, avans adı altında düzenli ödemeler ve muhasebe kayıtları işverenden kaynaklandığı ölçüde kullanılabilir.

Ticari defterler ve muhasebe programı kayıtları: Personel borç hesapları, yevmiye kayıtları, ücret tahakkuk fişleri ve çalışan bazlı cari hesaplar bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkarılabilir.

Önceki yüksek SGK bildirimleri: İşçinin prime esas kazancı bir dönem yüksek bildirilmişken hiçbir terfi değişikliği, görev değişimi veya yazılı ücret indirimi olmadan aniden düşürülmüşse bu durum güçlü bir objektif emaredir. HGK’nin 2025/735 sayılı kararı bu açıdan özellikle önemlidir.

Banka, konsolosluk veya kiraya veren için düzenlenen maaş yazıları: İşverenin üçüncü kişilere verdiği kaşeli ve imzalı maaş yazısı, bordrodaki ücretin üzerinde bir tutar içeriyorsa işverenin kendi beyanıyla çeliştiğini gösterir.

Prim ve performans tabloları: Satış primi, üretim primi, ikramiye veya hakediş çizelgeleri ücretin bordro dışında kalan bölümünü ve prime esas kazanca dâhil edilmesi gereken ek ödemeleri gösterebilir.


Hangi Belgeler Tek Başına Yeterli Değildir?

İşçinin kendi hazırladığı Excel tablosu, kişisel notları, kaynağı belli olmayan ekran görüntüsü veya yalnızca başka çalışanların maaş bordroları kural olarak işverenden kaynaklanan delil başlangıcı sayılmaz. Meslek odasından alınan emsal ücret yazısı, internet ilanları ve tanık anlatımları da yardımcı olabilir; ancak imzalı bordronun aksini tek başına kesin biçimde kanıtlamaz.

Emsal ücret araştırması özellikle yapılan iş, kıdem, unvan ve sektör dikkate alındığında bordrodaki ücretin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu gösterebilir. Bununla birlikte güncel Yargıtay çizgisinde emsal ücret araştırması, işverenden kaynaklanan belge yerine geçen otomatik bir ispat aracı değildir. Daha çok diğer delilleri destekleyen bir kontrol mekanizmasıdır.


Tanık Beyanı Ne Zaman Etkili Olur?

Tanığın rolü çoğu kez belgenin anlamını açıklamak ve ödeme sisteminin nasıl işlediğini ortaya koymaktır. Bordro tanığı, işyerinde ücretlerin asgari ücret kısmının bankadan, kalanının elden ödendiğini; personel ücret listesinin kim tarafından hazırlandığını; düzenli ek ödemelerin ücret niteliğinde olduğunu anlatabilir.

Ancak tanığın aynı dönemde aynı işyerinde çalışmış olması, ödeme biçimini doğrudan bilmesi ve anlatımının banka ya da işveren kayıtlarıyla desteklenmesi gerekir. “Davacının maaşının yüksek olduğunu duydum” şeklindeki soyut veya duyuma dayalı anlatımlar zayıftır.

En güçlü tanık, ücret ödeme sürecine fiilen katılan muhasebe çalışanı, insan kaynakları görevlisi, yönetici veya aynı dönemde aynı yöntemle ücret alan bordro tanığıdır.


Dava Açmadan Önce Hangi Deliller Toplanmalıdır?

Gerçek ücret veya prime esas kazanç uyuşmazlığında dava açılmadan önce e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümü ve prime esas kazançlar indirilmeli; banka hesap hareketleri tam dönem hâlinde temin edilmeli; ücret yazışmaları cihaz üzerindeki asıllarıyla korunmalı; iş teklifi, zam yazısı, bordro ve ücret pusulaları saklanmalıdır.

Dava dilekçesinde yalnızca tanık deliline dayanmak yerine işverenin ticari defterleri, muhasebe kayıtları, banka ödeme talimatları, personel ücret çizelgeleri, kasa kayıtları ve dijital bordro sistemi kayıtlarının celbi açıkça talep edilmelidir. Gerekirse elektronik yazışmaların aidiyeti bilirkişi incelemesiyle doğrulanmalı; kayıtların kaybolma tehlikesi varsa delil tespiti seçeneği değerlendirilmelidir.

Talep edilen ücret her dönem için ayrı ayrı açıklanmalı, net ücret ile brüt ücret karıştırılmamalı ve SGK’ya bildirilen prime esas kazançlarla aylık karşılaştırma yapılmalıdır. Çünkü birkaç aya ait yüksek ödeme, bütün çalışma dönemi boyunca aynı ücretin alındığını kendiliğinden kanıtlamaz. Dönemsel ücret artışları, görev değişiklikleri ve bordro kayıtları birlikte incelenmelidir.

Sonuç: İmzalı Bordro Davayı Bitirmez, Fakat Salt Tanık Genellikle Yetmez

İmzalı ücret bordrosu gerçek ücret davasında önemli bir engeldir; ancak aşılamaz değildir. Bordronun aksini ortaya koyan banka hareketleri, işveren yazışmaları, personel ücret çizelgeleri, ticari defterler, kasa kayıtları, önceki yüksek SGK bildirimleri veya ücret artış belgeleri varsa gerçek ücret ispatlanabilir. Tanıklar ise bu yazılı ve elektronik kayıtları tamamlayarak ödeme sistemini açıklayabilir.

Güncel Yargıtay içtihadının verdiği temel mesaj şudur: “Bordro gerçeği yansıtmıyor” demek yeterli değildir. İddiayı işverenden kaynaklanan somut bir kayıtla desteklemek gerekir. Buna karşılık işverenin kendi kayıtları bordroyla çelişiyorsa, işçinin bordroyu imzalamış olması tek başına hak kaybına yol açmaz.

Her dosya çalışma dönemi, bordroların niteliği, banka ödemeleri, SGK bildirimleri ve mevcut yazılı delil başlangıçları birlikte değerlendirilerek hazırlanmalıdır.


Yorumlar


bottom of page