top of page

SIFIR KM ARAÇTA SÜREKLİ ARIZA: YENİSİYLE DEĞİŞİM HAKKI (YARGITAY KARARI IŞIĞINDA DETAYLI HUKUKİ REHBER – 2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Arb. Servet Aksoy
    Av. Arb. Servet Aksoy
  • 24 Mar
  • 10 dakikada okunur

Sıfır kilometre bir araç satın almak, tüketici açısından güven, konfor ve sorunsuz kullanım beklentisini beraberinde getirir. Ancak uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durum vardır: Araç daha ilk günden itibaren arıza vermekte, defalarca servise gitmekte ve çeşitli parçaları değiştirilmektedir. Peki bu durumda tüketici sadece onarımla yetinmek zorunda mıdır, yoksa aracın yenisiyle değiştirilmesini talep edebilir mi?

Bu sorunun cevabı, uygulamaya yön veren Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/947 E., 2019/999 K. kararında açık ve güçlü şekilde ortaya konulmuştur.

sıfır araç, parça değişimi, yargıtay, orijinallik, tüketici, ayıpsız misli ile değişim, uzman avukat, izmir avukat, en iyi avukat, arıza, ayıplı mal, gizli ayıp, değer kaybı

I. AYIPLI ARAÇ KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVE

Satış sözleşmesinde satıcının en temel borcu, satılan malı ayıpsız şekilde teslim etmektir. Bir malın;

  • Taraflarca kararlaştırılan özellikleri taşımaması

  • Kullanım amacını karşılamaması

  • Beklenen faydayı sağlamaması

durumlarında “ayıplı mal” söz konusu olur. Araç satışları bakımından bu durum çoğu zaman:

  • Mekanik arızalar

  • Elektronik sistem hataları

  • Üretim kaynaklı kusurlar

  • Sürekli tekrar eden servis ihtiyaçları

şeklinde kendini gösterir. Özellikle sıfır kilometre araçlarda ortaya çıkan bu tür sorunlar, sıradan bir kullanım hatası olarak değil, çoğunlukla üretim veya montaj kaynaklı ayıp olarak değerlendirilir.


II. YARGITAY KARARININ ORTAYA KOYDUĞU TEMEL İLKE

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/947 E., 2019/999 K. sayılı kararında işlenen somut olayda:

  • Araç satın alındıktan kısa süre sonra arızalar başlamış

  • Araç defalarca servise girmiş

  • Çok sayıda parça değiştirilmiş

  • Motor dahil olmak üzere kritik bileşenlere müdahale edilmiştir

Yargıtay bu durumu şu şekilde değerlendirmiştir:

Arızalar giderilmiş olsa dahi, aracın birçok parçasının değiştirilmiş olması, aracın orijinal yapısını bozmakta ve tüketicinin araca duyduğu güveni sarsmaktadır.

Bu tespit son derece önemlidir. Çünkü karar, klasik yaklaşımı aşarak şu sonucu doğurmuştur: Sadece arızanın giderilmiş olması yeterli değildir; aracın orijinalliğini kaybetmesi başlı başına ayıp sayılır.


III. ORİJİNALLİK KAYBI VE TÜKETİCİ GÜVENİ

Kararın en güçlü yönlerinden biri, “orijinallik” kavramını merkeze almasıdır.

Bir araçta motorun sökülmesi, piston, segman gibi ana parçaların değiştirilmesi, sürekli farklı parçaların yenilenmesi o aracın fabrika çıkış bütünlüğünü ortadan kaldırır. Yargıtay’a göre bu durumun sonuçları:

  • Araç artık “sıfır araç” niteliğini fiilen kaybeder

  • İkinci el değeri düşer

  • Kullanıcı güveni ciddi şekilde zedelenir

  • Beklenen performans ve konfor sağlanamaz

Bu nedenle tüketici, “onarılmış ama güven vermeyen” bir aracı kullanmaya zorlanamaz.


IV. GİZLİ AYIP VE AĞIR AYIP NİTELİĞİ

Kararda özellikle motorla ilgili yapılan tespit, hukuki açıdan belirleyicidir:

  • Motorun yağ yakması

  • Motorun sökülerek segman değişimi yapılması

Gizli ayıp olarak kabul edilmiştir. Gizli ayıp:

  • Satın alma anında fark edilemeyen

  • Sonradan ortaya çıkan

  • Kullanım hatasından kaynaklanmayan ayıplardır.

Bu tür ayıplarda satıcı, kusuru olmasa dahi sorumludur ve tüketicinin seçimlik hakları tam olarak doğar


V. TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARI VE STRATEJİK TERCİH

Ayıplı mal durumunda tüketiciye tanınan temel haklar şunlardır:

  1. Sözleşmeden dönme (bedel iadesi)

  2. Bedelden indirim

  3. Ücretsiz onarım

  4. Ayıpsız misli ile değiştirme

Ancak bu karar ışığında özellikle şu durumlarda:

  • Arızalar süreklilik arz ediyorsa

  • Parça değişimi yoğun ise

  • Araç güven vermiyorsa

En güçlü ve doğru talep: “misli ile değişim”dir. Çünkü onarım artık çözüm olmaktan çıkmıştır; araç değer ve güven kaybına uğramıştır ve kullanım amacı zedelenmiştir.


VI. ONARIM YOLUNA GİTMEK HAK KAYBI YARATIR MI?

Uygulamada satıcılar sıklıkla şu savunmayı ileri sürmektedir: “Tüketici onarım hakkını kullandı, artık değişim isteyemez.” Yargıtay bu savunmayı her somut olay için geçerli kabul etmemektedir. Karara göre; tüketicinin iyi niyetle arızayı gidermeye çalışması ve servise başvurması, otomatik olarak hak kaybı doğurmaz. Özellikle arızalar devam ediyorsa, farklı arızalar ortaya çıkıyorsa, araç güven vermiyorsa değişim talebi her zaman gündemdedir.


VII. DEĞER KAYBI VE EKONOMİK ETKİLER

Kararda ayrıca dolaylı olarak şu husus da kabul edilmiştir: Sürekli arıza gören ve parça değişimi yapılan araç, piyasa değerini kaybeder. Bu durum:

  • İkinci el satışta ciddi zarar

  • Güven problemi nedeniyle düşük talep

  • Kullanım sürecinde psikolojik ve ekonomik kayıp

sonuçlarını doğurur.

Dolayısıyla mesele sadece teknik arıza değil, ekonomik bütünlük kaybıdır.


VIII. UYGULAMADA İZLENMESİ GEREKEN HUKUKİ YOL

Bu tür bir durumla karşılaşan tüketiciler için önerilen yol haritası:

1. Servis kayıtlarını eksiksiz saklayın

Her işlem, ileride davanın temel delili olacaktır.

2. Arıza sürekliliğini belgeleyin

Tekrarlayan sorunlar en kritik unsurdur.

3. Noter ihtarı gönderin

Değişim talebinizi açıkça ortaya koyun.

4. Tüketici hakem heyeti / arabuluculuk / dava süreci

Uyuşmazlık bedeline göre başvuru yapılmalıdır.

5. Bilirkişi incelemesi

Araçtaki ayıbın niteliği teknik olarak tespit edilir.


IX. KARARIN UYGULAMAYA ETKİSİ

Hukuk Genel Kurulu 2017/947 E., 2019/999 K. kararı, uygulamada şu önemli sonucu doğurmuştur:

  • Satıcıların “tamir ettik, sorun yok” savunması zayıflamıştır

  • Tüketicinin güveni hukuki koruma altına alınmıştır

  • Orijinallik kaybı bağımsız bir ayıp kriteri olarak kabul edilmiştir

Bu yönüyle karar, tüketici lehine güçlü bir içtihat niteliğindedir.


SONUÇ

Sıfır kilometre bir araçta:

  • Sürekli arıza meydana gelmesi

  • Kritik parçaların değiştirilmesi

  • Aracın orijinal yapısının bozulması

  • Tüketici güveninin sarsılması

durumlarında artık mesele basit bir teknik problem değil, hukuki anlamda ayıplı mal sorunudur. Bu durumda tüketici, aracı kullanmaya zorlanamaz; onarımla yetinmek zorunda değildir ve aracın yenisi ile değiştirilmesini talep edebilir. Yargıtay’ın açık yaklaşımıyla: “Onarılmış olsa bile güven vermeyen araç, ayıplıdır ve değişim gerekir.”





YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 2017/947 E. , 2019/999 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki “ayıplı malın misli ile değiştirilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonundaKütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 02.10.2014 tarihli ve 2013/222 E.,2014/391 K. sayılı karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin16.03.2015 tarihli ve 2015/260 E., 2016/3665 K. sayılı kararı ile;

"...Davacı, 26.08.2008 tarihinde davalı şirketten 2009 model araç satın aldığını, araçta ilk günden itibarenarızaların meydana geldiğini, yapılan başvuru üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’nin aracın teslimalınarak yenisi ile değiştirilmesine karar verdiğini iddia ederek, aracın yenisiyle değiştirilmesine kararverilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yetkili servis olan davacının, dava konusu aracı ticari işlerinde kullandığını, bu nedenle 4077sayılı Yasa hükümlerinin olayda uygulanmayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, arızaların üretimhatasından değil, kullanım hatasından kaynaklandığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını,davacının onarım yönünde seçimlik hakkını kullanmış olup, aracın değiştirilmesini talep ettiği halde aracıkullanmaya devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; 26.08.2008 tarihinde satın alınan aracın 31.07.2008 tarihinde davacıya teslim edildiği,davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacının ayıp ihbarını TTK’nun 25/3 maddesi gereğincesüresinde yapmadığından satılanı bu şekliyle kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 2012/4885 E., 2012/11703 K. sayılı ve 12.07.2012 tarihli bozma ilamı ile, ''somut olayda, davakonusu araçta ilk günden itibaren arızalar söz konusu olduğu, bu nedenle garanti süresi içerisinde birçokkez servise başvurulduğu ileri sürülmüş ve servis kayıtları dosyaya sunulmuştur. Araç ile ilgili serviskayıtları, garanti belgesi vs. evrak incelemesi ile araçtaki arızanın belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyigerektirdiği kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişiden iddia ve savunmaçerçevesinde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm deliller hep birlikte değerlendirilerekuygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasıdoğru görülmemiştir'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının servise başvurmak suretiyle ayıpihbarını süresinde yaptığının kabulü gerektiği, bilirkişi raporuna göre motorun yağ yakması nedeniylesökülerek sekmanların değiştirilmiş olmasının motorun satışı sırasında gizli ayıplı olduğunu gösterdiği, buarızanın satış sözleşmesinin feshini gerektirecek nitelikte ayıp olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davakonusu yapılan aracın aynı marka ve model ile BK'nun 203/1. maddesi gereğince yenisiyle değiştirilmesinekarar verilmiş, hüküm davalı ...Ş. vekilince temyiz edilmiştir. Dava ayıplı aracın yenisi ile değiştirilmesi istemine ilişkindir. Dairemizin 2012/4885 E., 2012/11703 K. sayılıve 12.07.2012 tarihli bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, bilirkişilerin davaya konu araç üzerinde herhangi bir teknikinceleme yapmadıkları gibi davacının dava dilekçesinde belirttiği arızaların giderilip giderilmediği, sözkonusu arızaların gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı tespit edilmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla dava konusu araç üzerinde teknik incelemeyaptırılıp, tarafların iddia ve savunmaları ile mahkemece alınan daha önceki bilirkişi raporlarına yapılanitirazlar hep birlikte değerlendirilerek, davaya konu araçtaki arızanın giderilip giderilmediği, arıza giderilmişise davacının arızanın giderilmesi yönünde talep hakkını kullanmış olması nedeniyle aracın yenisi iledeğiştirilmesi isteminde bulunamayacağı, ancak var ise araçtaki değer kaybını talep edebileceği hususlarıda dikkate alınarak, toplanan tüm delillere göre yapılacak değerlendirme sonucu uygun bir karar verilmesigerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır…"

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemeceönceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadakibelgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ayıplı aracın yenisiyle değiştirilmesi istemine ilişkindir.

Davacı; 26.08.2008 tarihinde davalı şirketten 2009 model araç satın aldığını, ilk günden itibaren aracındireksiyonunda titremeler, kapılarda, frende ve koltuklarda ayarsızlıklar gibi problemlerle karşılaştığını, yapmış olduğu başvuru üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin aracın teslim alınarak yenisi iledeğiştirilmesine karar verdiğini ileri sürerek aracın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini talepetmiştir.

Davalı vekili; yetkili servis olan davacının dava konusu aracı ticari işlerinde kullandığından olayda 4077sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmayacağını, talebin zamanaşıma uğradığını, arızaların üretim hatasındandeğil, kullanım hatasından kaynaklandığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacınınonarım yönünde seçimlik hakkını kullanmış olduğunu ve aracın değiştirilmesini talep ettiği hâlde aracıkullanmaya devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; aracın 26.08.2008 tarihinde satın alındığı, davanın zaman aşımı süresi içinde açıldığı,davacının ayıp ihbarını TTK’nın 25/3. maddesi gereğince süresinde yapmadığından satılanı bu şekliyle kabuletmiş sayılacağı, davacının satılan şeyi yenisiyle değiştirme hakkını kaybettiği gerekçesiyle davanın reddinekarar verilmiştir.

Davacının temyizi üzerine hüküm Özel Dairece; somut olayda dava konusu araçta ilk günden itibarenarızalar söz konusu olduğu, bu nedenle garanti süresi içerisinde birçok kez servise başvurulduğunun ilerisürülerek servis kayıtlarının dosyaya sunulduğu, araç ile ilgili servis kayıtları, garanti belgesi vs. evrakınincelemesi ile araçtaki arızanın belirlenmesinin özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiği, mahkemece,konusunda uzman bir bilirkişiden iddia ve savunma çerçevesinde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişlirapor alınıp, tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesigerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiylebozulmuştur.

Yerel Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının servise başvurmaksuretiyle ayıp ihbarını süresinde yaptığının kabulü gerektiği, bilirkişi raporuna göre motorun yağ yakmasınedeniyle sökülerek segmanların değiştirilmiş olmasının motorun satışı sırasında gizli ayıplı olduğunugösterdiği, bu arızanın satış sözleşmesinin feshini gerektirecek nitelikte ayıp olduğu gerekçesiyle davanınkabulüne, dava konusu yapılan aracın aynı marka ve model ile BK'nın 203/1. maddesi gereğince yenisiyledeğiştirilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerlebozulmuştur.

Yerel Mahkemece; Özel Dairece verilen ilk kararda araç üzerinde herhangi bir teknik inceleme yapılmadığışeklinde bir gerekçe yer almadığı, araç üzerinde inceleme yapmak gerektiği yönündeki belirlemeninbilirkişilerce yapılmasının gerektiği, bilirkişilerin böyle bir zorunluluktan ve ihtiyaçtan bahsetmedikleri, ilkbozma ilamında belirtilen şekilde rapor alınmasına rağmen bozma kapsamında olmayan bir konudayeniden bozma kararı verilmesinin usul kurallarına ve hakkaniyete uygun olmadığı, davanın 28.04.2011’deaçıldığı gözetildiğinde uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerektiği, 6098sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan ücretsiz onarım hakkının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yeralmadığı, buna rağmen Özel Dairece geçmişe etkili kuralı bertaraf edilerek “davacının arızanın giderilmesiyönündeki talep hakkını kullanmış olması nedeniyle değiştirilmesi isteminde bulunamayacağı” gerekçesinedayanılmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yerel mahkemece uyulan bozma kararınıngereğinin yerine getirilip getirilmediği, burada varılacak sonuca göre konusunda uzman bilirkişi aracılığıyladava konusu araç üzerinde teknik inceleme yaptırılıp, dava konu araçtaki arızanın giderilip giderilmediği,söz konusu arızaların gizli ayıp niteliğinde olup olmadığının tespit edilip edilmediği, arızanın giderildiğininkabulü hâlinde davacının arızanın giderilmesi yönünde talep hakkını kullanmış olması nedeniyle aracınyenisiyle değiştirilmesi istemi yerine ancak var ise araçtaki değer kaybını mı talep edebileceği hususları dadikkate alınarak bir değerlendirme yapılmasının ve sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekipgerekmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yasal mevzuatın ve konu ile ilgili kavramların irdelenmesinde faydabulunmaktadır.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 194. maddesi;

“Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki birsebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardansalim bulunmasını da mütekeffildir.

Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.” hükmünü içermektedir.

Aynı Kanun’un 202. maddesinde;

“Bayiin tekeffülü altındaki mebiin ayıbı anlaşıldığı zaman müşteri muhayyerdir. Dilerse mebii redde hazırolduğunu beyanla bey'in fesh edilmesini, dilerse mebii alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenintenzil olunmasını dava eder.

Hakim, müşterinin mebii ret davası üzerine hal icabı bey'in feshini muhik göstermiyorsa semenin tenzili ileiktifa edebilir.

Kıymetinin noksanı mebiin semenine müsavi ise müşteri ancak bey'in feshini talep edebilir.” düzenlemesineyer verilmiş iken;

203. maddesinde ise;

“Mebi, miktarı muayyen misli şeylerden ise müşteri dilerse fesih veya semenin tenzilinden hiç birini talepetmeyip mebiin ayıptan ari mislile değiştirilmesini dava edebilir. Mebi, başka bir yerden gönderilmiyorsa bayiin de müşteriye derhal ayıptan ari mislini teslim ve müşterinindüçar olduğu zararı tamamen tazmin ederek aleyhine ikame edilecek davadan kurtulmağa salahiyetivardır.” amir hükmü yer almaktadır.

Taraflar arasındaki ihtilafın BK 194 ve devamı maddelerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre; satıcı,satılandan yararlanmayı ortadan kaldıran ayıptan, ayıbın meydana gelmesinde kusuru olmasa bile alıcıyakarşı sorumludur. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 25/3.maddesine göre ticari işlerde satılan malın ayıbı açıkça belli ise 2 gün, açıkça belli değil ise 8 gün içindemuayene etme ve tespit edilen ayıbın ihbarı zorunludur. Ayıbın gizli olması hâlinde, anılan 25. maddeninBK’nın 207. maddesine atfı nedeniyle nihayet altı ay içinde bu konudaki davanın açılması gerekmektedir.Dosyadaki belirlemelerden davacının ayıbı usulüne uygun şekilde bildirdiği ve davanın süresinde açıldığıhususunda bir uyuşmazlık yoktur.

Kanundaki düzenlemeler göstermektedir ki; satılanın ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine alıcının BK’nın202. maddesine göre alıcı satılanı iadeye hazır olduğunu beyanla satımın feshini veya satılanı muhafaza ilesatış bedelinin indirilmesini isteyebileceği gibi, BK’nın 203. maddesine göre satılan muayyen mislişeylerden ise, satılanın ayıptan ari misli ile değiştirilmesini isteyebilir. Dava konusu olan araç miktarı bellive misli ile temini mümkündür. Davacı tercih hakkını ayıptan ari yenisiyle değiştirilmesi yönündekullanmıştır.

Davaya konu aracın Dacıa marka Logan MCV tipinde, 2009 model, 4 silindirli, dizel yakıtlı olduğu ve26.08.2008 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı alınan beyanında aracı aldığı tarihten itibarenaracın direksiyonda titreme, kapılarında ayarsızlık, freninde sorun olduğu için ben doğrudan servisegittiğini, çeşitli işlemler yapılmasına rağmen servis tarafından tutanak düzenlenmediğini, araç 30.000km’ye geldiğinde titremenin lastiklerden kaynaklandığını söylediklerinden kendi parası ile lastiklerideğiştirdiğini, 40.000 km'ye geldiğinde de yağ lambasının yanıp söndüğünü belirtmiştir. Dosya kapsamındabulunan iş emirlerinden ve alınan bilirkişi raporlarından 17.09.2009 tarihinde 27.391 km’de garantikapsamında sağ dikiz aynasının, 22.04.2010 tarihinde 43.826 km’de yağ eksiltiyor şikâyeti ile servise girenaracın piston segmanının, garanti kapsamında kol yatak takımının, 16.07.2010 tarihinde 51.515 km’degaranti kapsamında sağ ve sol rot başlarının, 28.07.2010 tarihinde 53.693 km’de garantiden akskeçesinin, tranself trj gibi parçalarının, 16.08.2010 tarihinde 55.854 km’de akünün, 22.09.2010 tarihinde59.201 km’de bakım yapılarak soyulma olan direksiyon simidinin, 05.11.2010 tarihinde 62.372 km’dehidrolik direksiyon pompasının, 24.03.2011 tarihinde 76.209 km’de fren balatalarının, hava filtresinin, yağfiltresinin değiştirilmiş olduğu tespit edilmiş; sağ dikiz aynasının değişimi, lastiklerden dolayı aracın sesyapması gibi arızalar aracın değiştirilmesini gerektirecek arızalar olmadığından, arızaların garantikapsamında onarımlarının bedelsiz yapılmış olması ve tekrarlamamış olması nedeniyle aracındeğiştirilmesini gerektirecek şartların oluşmadığı, ancak motorun yağ yakması nedeni ile sökülereksegmanlarının değiştirilmiş olmasının motorun satışı sırasında gizli ayıplı olduğunu gösterdiği, zira buarızanın sözleşmenin feshini gerektirebilecek nitelikte gizli ayıp olduğu, iş emirlerinden periyodikbakımlarını yaptırdığı anlaşılan dava konusu aracın 43.826 km’de demonte edilerek piston segmandeğiştirilmesinin normal bir süreç olmadığı, motorun normal veya muadillerininki gibi olmamasının, motorkusurlarının bulunmasının tahsis veya kullanım amacı bakımından tüketicinin beklediği faydaları azaltanveya ortadan kaldıran ve aracın ikinci el satış aşamasında değerini düşürücü nitelikte olduğu bahse konuhatadan dolayı tüketicinin herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı yönünde görüş beyan edilmiştir. Görüldüğü üzere aracın “0” km olarak sahibine teslim edildikten sonra, ardı ardına gerçekleşen arızalarnedeniyle birçok parçasının tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu;ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal hâlinikaybettiği gibi, motorun da tamamen demonte edilerek parçalarının değiştirilmesinin gizli ayıp niteliğindebulunduğu, arızalar giderilse bile alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediğiyararı, konforu ve perfonmansı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalıyanın bu istemi yerine getirmediği, alıcının değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa aracı buşekilde kullanmaya zorlanamayacağı, araçtaki bu nitelikte arızaların giderilmesinin aracın gizli ayıplıolduğunu ve değiştirilmesi şartlarının gerçekleşmediğini göstermeyeceği belirgindir. Bu nedenle yenidenbilirkişi raporu alınması somut dosya bakımından yargılamaya bir katkı sağlamayacaktır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, araçüzerinde teknik inceleme yapılarak ayıpların onarıma rağmen devam edip etmediği, arızaların onarımındandolayı araçta bir değer kaybının olup olmadığı, davacının ücretsiz onarım talebinin içeriği, onarımdan dolayıaraçta bir değer kaybının bulunup bulunmadığı, araçta meydana gelen arızaların sıklığı ve niteliğinin tespitiile sonucuna göre, hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozması halinde ayıp oranında bedel indirimiveya ücretsiz onarım isteme ya da misli ile değiştirme hakkının olup olmadığı da değerlendirilerek sonucavarılması gerektiği gerekçesiyle Özel Daire bozma kararı genişletilmek suretiyle kararın bozulması gerektiğiyönünde görüş ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğuncabenimsenmemiştir.

Açıklanan tüm bu olgu ve yasal düzenlemeler, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanakve kanıtlar karşısında; eldeki dava yönünden, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşullarıgerçekleşmiştir. Mahkemece verilen direnme kararının gerekçesi, somut olaya uygun düşmemekle berabersonuç olarak verilen kabul kararı yukarıda açıklanan gerekçelerle yerindedir.

Hâl böyle olunca mahkemenin direnme kararı yukarıda belirtilen bu değişik gerekçelerle onanmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeve nedenlerle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (1.604,38TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 6100sayılı HMK'nın geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yoluaçık olmak üzere 08.10.2019 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

Yorumlar


bottom of page