Telefonda Hakaret ve Tehdit Nasıl İspatlanır? Hoparlör Tanığı ve Ses Kaydı Delil Olur mu? | Güncel Yargıtay Kararları
- Av. Arb. Servet Aksoy
- 3 saat önce
- 7 dakikada okunur
Telefon görüşmesinde hakarete veya tehdide uğrayan kişinin en büyük endişesi çoğu zaman aynıdır: “Konuşmayı yalnızca ben duydum; bunu nasıl ispatlayacağım?” Yargıtay kararları, telefonda işlenen hakaret ve tehdit suçlarının mutlaka delilsiz kalacağını kabul etmemektedir. Görüşmenin hoparlöre alınması sayesinde sözleri doğrudan işiten kişinin tanıklığı değerlendirilebilir. Başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı, ani gelişen durumlarda mağdurun kendi görüşmesini kaydetmesi de hukuka uygun delil sayılabilir.
Ancak bu sonuç, her gizli ses kaydının serbest veya her telefon tanıklığının tek başına yeterli olduğu anlamına gelmez. Kaydın ne zaman ve hangi amaçla alındığı, mağdurun konuşmanın tarafı olup olmadığı, olayın kurgulanıp kurgulanmadığı, başka delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı ve kaydın kimlerle paylaşıldığı birlikte değerlendirilir.

Kısa cevap: Telefonda hakaret ve tehdit ispatlanabilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre;
telefon hoparlöründen sözleri doğrudan duyan kişinin tanıklığı,
hukuka uygun şartlarda alınmış ses kaydı,
arama kayıtları ve HTS verileri,
mesajlar, sesli mesajlar ve sosyal medya yazışmaları,
olayın hemen ardından yapılan başvuru ve anlatımla uyumlu diğer deliller,
tarafların önceki ve sonraki davranışları
birlikte değerlendirilerek hakaret veya tehdit suçu ispatlanabilir. Ceza mahkemesi, delillerin gerçekliğini, elde ediliş biçimini ve olayın bütünüyle uyumunu inceler.
Telefon Hoparlöründen Hakaret ve Tehdidi Duyan Kişi Tanık Olabilir mi?
Bu soruya ilişkin temel karar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.03.2015 tarihli, 2013/8808 E. ve 2015/23904 K. sayılı kararıdır.
Karara konu olayda katılan, belediye gişesinde bir tanıkla birlikte çalışırken telefon görüşmesini hoparlöre almıştır. Katılan ile tanık, sanığın hakaret ve ölüm tehdidi içeren sözlerini hoparlörden duyduklarını aşamalarda tutarlı biçimde anlatmıştır. Yerel mahkeme sanığın savunmasına üstünlük tanıyarak hakaret ve tehdit suçlarından beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi; katılanın ve tanığın, telefon hoparlöründen duydukları sözlere ilişkin tutarlı anlatımları karşısında sanığın savunmasına neden itibar edildiğinin açıklanmadığını belirtmiş, yetersiz gerekçeyle verilen beraat hükümlerini bozmuştur.
Kararın doğru okunması önemlidir. Daire, “hoparlörden duyan tanığın beyanı her durumda mahkûmiyet için yeterlidir” şeklinde sınırsız bir kural koymamıştır. Buna karşılık, telefonun hoparlöründen suç oluşturan sözleri doğrudan işiten kişinin anlatımının dikkate alınması gereken bir delil olduğunu; bu delilin gerekçesiz biçimde göz ardı edilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.
Hoparlör tanığının beyanında hangi noktalar önemlidir?
Tanığın beyanının güvenilirliği değerlendirilirken özellikle şu hususlar araştırılabilir:
Görüşme neden ve nasıl hoparlöre alınmıştır?
Tanık konuşmanın tamamını mı, bir bölümünü mü duymuştur?
Arayan numara ekranda görülmüş müdür?
Tanık, konuşan kişinin sesini önceden tanımakta mıdır?
Görüşmenin tarih ve saati arama kayıtlarıyla doğrulanabiliyor mu?
Mağdur ve tanık anlatımları olayın özü bakımından uyumlu mudur?
Tanık, duyduklarını olaydan hemen sonra aynı şekilde anlatmış mıdır?
Dolayısıyla hoparlör tanığı, sırf telefon konuşmasının fiziken yanında bulunmadığı gerekçesiyle değersiz sayılamaz. Tanık, hoparlörden işittiği sözler bakımından doğrudan algısına dayanan bir açıklama yapmaktadır.
Hakaret ve Tehdidi İspatlamak İçin Gizlice Ses Kaydı Almak Hukuka Uygun mu?
Kural olarak kişilerin haberleşmesi ve özel hayatı korunur. Anayasa’nın 38/6. maddesi ile CMK’nın 206/2-a ve 217/2. maddeleri de hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınmasını engeller. TCK’nın 132, 133 ve 134. maddelerinde haberleşmenin gizliliği, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmalar ve özel hayatın gizliliği cezai koruma altındadır.
Bununla birlikte Yargıtay, çok sınırlı bir istisna kabul etmektedir: Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu başka türlü ispatlama olanağının bulunmadığı ve olayın ani geliştiği durumda, kaybolacak delili yalnızca yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına alması hukuka uygun sayılabilir.
Bu istisnanın hakaret ve tehdit suçlarına doğrudan uygulandığı temel karar, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 16.05.2017 tarihli, 2015/33931 E. ve 2017/5905 K. sayılı kararıdır.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/33931 E., 2017/5905 K. sayılı karar
Somut olayda katılan, sanıkla yaptığı telefon görüşmesini cep telefonuna kaydetmiş ve bu kaydı hakaret ile tehdit iddialarının delili olarak sunmuştur. Yerel mahkeme kayıtları hukuka aykırı değerlendirerek beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi ise mağdurun tarafı olduğu görüşmeyi kaydetmesini, CMK’nın 135. maddesinde düzenlenen adli iletişimin denetlenmesi tedbirinden ayırmıştır. CMK 135; soruşturma veya kovuşturma sırasında, üçüncü kişilerce ve kanuni usulle gerçekleştirilen iletişimin denetlenmesine ilişkindir. Mağdurun, henüz bir soruşturma başlamadan önce kendisiyle yapılan görüşmeyi kaydetmesi aynı hukuki kategoriye girmez.
Daireye göre mağdurun amacı, bir başkasının özel hayatına müdahale etmek değil; kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçun kaybolma ihtimali bulunan delilini koruyarak yetkili makamlara sunmaktır. Bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve olay anında yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani durumlarda görüşmenin kaydedilmesi hukuka uygun kabul edilmelidir. Bu nedenle ses kaydı değerlendirilmeden beraat kararı verilmesi isabetsiz bulunmuş ve hüküm bozulmuştur.
Ceza Genel Kurulunun Ses Kaydına İlişkin Temel Yaklaşımı
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin kararı tekil bir yaklaşım değildir. Aynı ilke daha önce Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli, 2010/5-187 E. ve 2011/131 K. sayılı kararında kabul edilmiştir.
Bu dosyada, bir yargı kararının Yargıtay aşamasında değiştirilmesini sağlayabileceklerini söyleyerek para istedikleri ileri sürülen kişilerle yapılan yüz yüze ve telefon görüşmeleri mağdur tarafından kaydedilmiştir. Ceza Genel Kurulu, mağdurun kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili, tekrar elde edilmesi mümkün olmayan konuşmaları yetkili makamlara sunmak amacıyla kaydetmesini hukuka uygun kabul etmiştir. Ayrıca bu özel kaydın, hâkim kararıyla uygulanan CMK 135 kapsamındaki iletişimin denetlenmesi tedbiriyle aynı tutulamayacağını belirtmiştir.
Bu yaklaşım, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli, 2012/5-1270 E. ve 2013/248 K. sayılı kararında da sürdürülmüştür. Kararda; bir daha delil elde etme olanağının bulunmaması ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen bir durumun varlığı, hukuka uygunluk değerlendirmesinin merkezine yerleştirilmiştir.
Her Gizli Ses Kaydı Delil Değildir: Yargıtay'ın Çizdiği Sınır
Yargıtay'ın kabul ettiği istisna dar yorumlanır. Önceden planlanan, karşı tarafı belirli sözleri söylemeye yönlendiren veya sırf delil üretmek için hazırlanan kayıt hukuka uygun sayılmayabilir.
Bu sınır, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2020 tarihli, 2018/39 E. ve 2020/485 K. sayılı kararında açık biçimde gösterilmiştir.
Karara konu olayda katılan, bir gün önce kendisine hakaret edildiğini ileri sürmüş; ertesi gün karşı tarafla buluşma ayarlayarak görüşmeyi gizlice kaydetmiştir. Konuşma sırasında önceki sözleri hatırlatan ve karşı tarafın hakareti tekrarlamasını sağlayan sorular yöneltmiştir. Ceza Genel Kurulu, kaydın devam eden veya ani gelişen bir saldırıyı belgelemek için değil, sonradan ve planlı şekilde delil oluşturmak amacıyla alındığı sonucuna varmıştır.
Bu nedenle sırf delil yaratmak için kurgulanan ve konuşmanın yönlendirilmesiyle elde edilen kaydın CMK 217’ye aykırı olduğuna, hükme esas alınamayacağına karar verilmiştir. Böylece Yargıtay, “kaybolmak üzere olan mevcut delili korumak” ile “sonradan delil üretmek” arasında net bir ayrım yapmıştır.
Ses Kaydının Hukuka Uygun Sayılmasında Aranan Ölçütler
Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, mağdur tarafından alınan ses kaydının hukuka uygun kabul edilebilmesi için şu ölçütler öne çıkmaktadır:
Ölçüt | Aranan durum |
Konuşmanın tarafı olma | Kaydı alan kişi, kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçun mağduru ve görüşmenin tarafı olmalıdır. |
Ani gelişen olay | Hakaret, tehdit veya benzeri saldırı kayıt sırasında gerçekleşmeli; olay sonradan kurgulanmamalıdır. |
Başka delil imkânının bulunmaması | Aynı delilin daha az müdahaleci ve güvenilir bir yolla elde edilmesi fiilen mümkün olmamalıdır. |
Delilin kaybolma riski | Konuşmanın tekrarlanmayacak olması nedeniyle delilin o anda korunması gerekli olmalıdır. |
Yetkili makama sunma amacı | Amaç teşhir, intikam veya sosyal medyada paylaşım değil; savcılık, kolluk ya da mahkemeye delil sunmaktır. |
Ölçülülük | Kayıt, delili korumak için gerekli kapsamı aşmamalıdır. |
Kurgu ve yönlendirme bulunmaması | Karşı taraf suça veya belirli sözleri tekrarlamaya teşvik edilmemelidir. |
Bu şartlardan birinin eksikliği, kaydın otomatik olarak hukuka aykırı olduğu anlamına gelmeyebilir; ancak risk önemli ölçüde artar. Nihai değerlendirme her dosyanın koşullarına göre savcılık ve mahkeme tarafından yapılır.
Telefonda Hakaret veya Tehdit Durumunda Delil Nasıl Korunmalı?
Hakaret veya tehdit içeren bir telefon görüşmesi sonrasında aşağıdaki adımlar delilin güvenilirliğini koruyabilir:
Orijinal kaydı değiştirmeyin. Dosyayı kesmek, birleştirmek, ses seviyesini değiştirmek veya yeniden kaydetmek montaj iddiasına yol açabilir.
Orijinal cihazı muhafaza edin. Yalnızca başka bir telefona gönderilmiş kopya yerine kaydın oluşturulduğu cihazın korunması teknik inceleme bakımından önemlidir.
Tarih, saat ve numara bilgilerini saklayın. Arama geçmişi ekran görüntüsü, operatör kayıtları ve HTS verileri görüşmenin gerçekleştiğini destekleyebilir; ancak HTS kaydı tek başına konuşmanın içeriğini göstermez.
Tanıkları başvuruda açıkça belirtin. Görüşmeyi hoparlörden duyan kişinin kimliği ve hangi sözleri hangi şartlarda işittiği dilekçede somutlaştırılmalıdır.
Gecikmeden yetkili makama başvurun. Hakaret ve şikâyete tabi tehdit türlerinde yasal şikâyet süresi ayrıca gözetilmelidir. Erken başvuru, anlatımın güvenilirliği ve delillerin korunması bakımından da önemlidir.
Kaydı yaymayın. Savcılığa veya mahkemeye delil sunmak ile kaydı sosyal medyada, iş yerinde ya da mesaj gruplarında paylaşmak aynı değildir. Hukuka aykırı ifşa, ayrıca cezai ve hukuki sorumluluk doğurabilir.
Tek delile güvenmeyin. Ses kaydı veya tanık beyanı; arama kayıtları, mesajlar, olay sonrası yazışmalar ve diğer emarelerle desteklenmelidir.
Ses Kaydı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli mi?
Hukuka uygun bir ses kaydı önemli bir delildir; ancak kayıt bulunması otomatik olarak mahkûmiyet kararı verileceği anlamına gelmez. Mahkeme;
sesin sanığa ait olup olmadığını,
kayıtta kesinti veya montaj bulunup bulunmadığını,
sözlerin bağlamını,
tehdidin objektif olarak ciddi ve elverişli olup olmadığını,
hakaret sözlerinin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edip etmediğini,
kaydın diğer delillerle uyumunu
birlikte değerlendirir. İtiraz hâlinde kayıt üzerinde adli bilişim veya ses incelemesi yapılması, konuşma dökümünün bilirkişi marifetiyle hazırlanması ve ses aidiyetinin araştırılması gerekebilir.
Sonuç: Telefonda Hakaret ve Tehdit Delilsiz Kalmak Zorunda Değildir
Telefonda yapılan hakaret ve tehdit, yalnızca iki kişi arasında gerçekleştiği için ispatlanamaz sayılmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2013/8808 E., 2015/23904 K. sayılı kararı, telefon hoparlöründen suç oluşturan sözleri doğrudan duyan tanığın tutarlı beyanının gerekçesiz biçimde göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/33931 E., 2017/5905 K. sayılı kararı ile Ceza Genel Kurulunun yerleşik yaklaşımı ise başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı ani durumlarda, mağdurun kaybolacak delili yetkili makamlara sunmak amacıyla kaydetmesini hukuka uygun kabul etmektedir.
Buna karşılık önceden tasarlanmış, karşı tarafın yönlendirildiği veya teşhir amacıyla kullanılan kayıtlar aynı korumadan yararlanmaz. Bu nedenle her somut olayda, kaydın elde edilme biçimi ve kullanılma amacı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Telefon hoparlöründen hakareti duyan kişi tanık olabilir mi?
Evet. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2013/8808 E., 2015/23904 K. sayılı kararına göre hoparlörden sözleri doğrudan duyan tanığın tutarlı beyanı değerlendirilmesi gereken bir delildir.
Telefonda hakaret edildiğinde ses kaydı almak suç mu?
Her olayda aynı cevap verilemez. Olay ani gelişmişse, kişi görüşmenin tarafıysa, başka türlü delil elde etme imkânı yoksa ve amaç kaydı yalnızca yetkili makama sunmaksa kayıt hukuka uygun kabul edilebilir.
Önceden planlayarak karşı tarafın sesini kaydetmek delil olur mu?
Sırf delil üretmek amacıyla buluşma veya görüşme ayarlanması, konuşmanın yönlendirilmesi ve karşı tarafın belirli sözleri söylemeye sevk edilmesi hâlinde kayıt hukuka aykırı sayılabilir.
Ses kaydını WhatsApp grubunda veya sosyal medyada paylaşabilir miyim?
Kural olarak paylaşılmamalıdır. Yetkili makama delil sunmak ile kaydı üçüncü kişilere veya kamuya yaymak farklıdır. Hukuka aykırı ifşa ayrıca suç ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
HTS kayıtları hakaret veya tehdidin içeriğini gösterir mi?
Hayır. HTS ve operatör kayıtları görüşmenin taraflarını, zamanını ve süresini destekleyebilir; konuşmanın içeriğini göstermez. Bu nedenle içerik bakımından tanık, hukuka uygun ses kaydı, mesaj veya başka deliller gerekir.
Kesilmiş veya düzenlenmiş ses kaydı delil olur mu?
Kaydın değiştirilmesi güvenilirliğini ciddi biçimde zedeler. Orijinal dosya ve cihaz korunmalı, inceleme gerektiğinde bilirkişiye sunulmalıdır.
Hukuki not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Ses kaydının hukuka uygunluğu, tehdidin veya hakaretin suç oluşturup oluşturmadığı ve delilin ispat gücü her olayın kendine özgü koşullarına göre değerlendirilir.




Yorumlar