ANKESÖRLÜ TELEFON ARAMALARI FETÖ ÜYELİĞİ İÇİN TEK BAŞINA DELİL SAYILIR MI?
- Av. Arb. Servet Aksoy
- 16 Şub
- 3 dakikada okunur
Ankesörlü Telefon Aramaları FETÖ Üyeliği İçin Yeterli Delil mi? Yargıtay Kararları Işığında Hukuki Değerlendirme
-HTS Kayıtları, Ardışık Aramalar ve Terör Örgütü Üyeliği Suçunda Delil Sorunu-
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçlamaları kapsamında yürütülen soruşturma ve davalarda, ankesörlü telefon aramaları uzun süredir tartışma konusudur. Özellikle askerler ve kamu görevlileri hakkında açılan davalarda, içeriği tespit edilemeyen sabit hat veya kontörlü telefon aramaları, kimi zaman tek başına tutuklama ve mahkûmiyet gerekçesi olarak gösterilmektedir. Ancak ceza hukukunda esas olan, kuvvetli suç şüphesinin somut ve kesin delillerle ortaya konulmasıdır. Bu nedenle şu soru büyük önem taşır:
Sadece ankesörlü telefondan aranmış olmak, bir kişinin FETÖ/PDY üyesi sayılması için yeterli midir?
Bu yazıda, Yargıtay içtihatları, HTS kayıtlarının delil değeri, ardışık ve periyodik arama kriterleri ile masumiyet karinesi birlikte ele alınacaktır.

ANKESÖRLÜ TELEFON ARAMALARI NEDİR?
Ankesörlü telefon aramaları; kimliği tespit edilemeyen veya kolayca değiştirilebilen sabit hatlardan yapılan çağrılardır. FETÖ/PDY soruşturmalarında bu aramaların, örgütün özellikle askeri mahrem yapılanma içerisinde kullandığı bir iletişim yöntemi olduğu iddia edilmiştir.
Ancak bir iletişim yönteminin örgüt tarafından kullanıldığı iddiası, bu yöntemle temas eden herkesin otomatik olarak örgüt üyesi olduğu anlamına gelmez. Ceza hukukunda varsayım değil, ispat esastır.
HTS KAYITLARI TEK BAŞINA DELİL MİDİR?
HTS (Historical Traffic Search) kayıtları; telefon görüşmelerinin tarihi, süresi, baz istasyonu bilgilerini gösteren teknik kayıtlardır. HTS kayıtları görüşmenin içeriğini göstermez. Yargıtay’ın istikrarlı yaklaşımına göre:
İçeriği tespit edilemeyen telefon görüşmeleri,
Tek başına mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil değildir.
Bu nedenle HTS kayıtları:
Ancak yardımcı delil niteliğindedir,
Başka somut ve destekleyici delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
ARDIŞIK VE PERİYODİK ARAMA KRİTERLERİ
Yargıtay, ankesörlü aramaların örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilebilmesi için belirli kriterlerin birlikte gerçekleşmesini aramaktadır.
Aranan Kriterler:
Ardışıklık: Aynı ankesörlü hattan kısa aralıklarla birden fazla askeri personelin aranması.
Periyodiklik: Aramaların belli bir düzen içinde (örneğin ayda bir) tekrarlanması
Askeri Yoğunluk: Aranan kişilerin asker veya kamu görevlisi olması
Coğrafi Uyum: Aramanın yapıldığı yer ile kişinin fiilen bulunduğu yerin uyumlu olması
Teknik Tutarlılık: BAZ ve K-BAZ kayıtlarının saat ve süre yönünden örtüşmesi
Bu kriterlerden birinin dahi eksik olması, aramaların örgütsel kabul edilmesini hukuken tartışmalı hâle getirir.
SIFIR SANİYELİK ARAMALAR VE TEKNİK HATALAR
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer sorun ise sıfır saniyelik aramalardır. Bazı dosyalarda HTS kayıtlarında arama var gibi görünmesine rağmen, aynı aramalar K-BAZ kayıtlarında hiç yer almamaktadır.
Bu durum:
Teknik hata ihtimalini,
Kişinin aramadan hiç haberdar olmamış olabileceğini gösterir.
Ceza hukukunun temel ilkesi açıktır:
Şüpheden sanık yararlanır.
Teknik olarak varlığı dahi tartışmalı bir kaydın, kişi özgürlüğünü kısıtlayan tutuklama kararına dayanak yapılması hukuka aykırıdır.
ANKESÖRLÜ ARAMALAR TUTUKLAMA İÇİN YETERLİ Mİ?
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama için kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri (kaçma, delil karartma vb.) birlikte bulunmalıdır. Yargıtay ve AİHM kararlarında açıkça belirtildiği üzere, suçun katalog suç olması, dosyada yalnızca ankesörlü arama bulunması tek başına tutuklama için yeterli değildir. Tutuklama istisna, tutuksuz yargılama ise esastır.
YARGITAY VE MAHKEME UYGULAMASI
Türkiye genelinde birçok Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay kararında şu husus vurgulanmaktadır:
Ankesörlü aramalar tek başına örgüt üyeliğini ispatlamaz
Görüşme içeriği yoksa,
ByLock, Bank Asya, örgütsel toplantı gibi destekleyici deliller bulunmuyorsa,
sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir. Bu nedenle her dosya kendi somut özellikleriyle değerlendirilmelidir.
MASUMİYET KARİNESİ VE SUÇUN ŞAHSİLİĞİ
Bir kişinin:
Telefon hattının aranmış olması,
Aramaya cevap verip vermediğinin bilinmemesi,
Görüşmenin içeriğinin tespit edilememesi
durumlarında, suçun şahsiliği ilkesi gereği otomatik olarak sorumluluk yüklenemez.
Aksi hâlde ceza hukukunda kabul edilemeyen objektif sorumluluk ortaya çıkar.
SONUÇ
Ankesörlü telefon aramaları, FETÖ/PDY üyeliği suçunda her dosyada aynı hukuki sonucu doğurmaz. Bu kayıtlar:
Yalnızca destekleyici delil olabilir,
Tek başına tutuklama veya mahkûmiyet gerekçesi yapılamaz.
Hukuk devletinde özgürlük esas, tutuklama istisnadır. Somut, kesin ve şüpheden uzak delil olmadan verilen kararlar, Anayasa’ya ve insan haklarına aykırıdır.




Yorumlar