top of page

EV SAHİBİNİN KİRACIYI RAHATSIZ ETMESİ | Sürekli Arama, Eve Gelme, Müşteri Getirme, Elektrik-Su Kesme ve Hukuki Sonuçları (2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Arb. Servet Aksoy
    Av. Arb. Servet Aksoy
  • 2 Haz
  • 10 dakikada okunur

Kiracı ile ev sahibi arasındaki uyuşmazlıkların önemli bir kısmı kira bedelinden veya tahliye süreçlerinden değil, tarafların günlük yaşamına doğrudan etki eden davranışlardan kaynaklanmaktadır. Özellikle son yıllarda konut kiralarının hızlı şekilde artmasıyla birlikte birçok ev sahibi mevcut kiracıyı çıkarmak veya kiracıyı taşınmaya zorlamak amacıyla çeşitli baskı yöntemlerine başvurmaktadır.

Sürekli telefonla arama, gece geç saatlerde mesaj gönderme, habersiz şekilde kapıya gelme, evi sık sık alıcılara gösterme girişimi, apartman yönetimi üzerinden baskı kurma, elektrik veya su abonelikleri üzerinde işlem yapmaya çalışma gibi davranışlar uygulamada sıkça karşılaşılan örneklerdir.

Pek çok kiracı bu tür davranışlara maruz kaldığında kendisini çaresiz hissetmekte ve ev sahibinin taşınmazın maliki olması nedeniyle her istediğini yapabileceğini düşünmektedir. Oysa Türk hukukunda mülkiyet hakkı sınırsız bir hak değildir. Kiraya verilen bir taşınmaz üzerinde kiracının da kanundan kaynaklanan önemli hakları bulunmaktadır.

Bu nedenle ev sahibinin kiracıyı rahatsız etmesi, baskı altına almaya çalışması veya konutu huzurlu şekilde kullanmasını engellemesi hukuki sonuçlar doğurabilir. Bazı durumlarda tazminat sorumluluğu ortaya çıkabileceği gibi, bazı davranışlar ceza hukuku bakımından da değerlendirmeye konu olabilir.

Bu yazıda ev sahibinin kiracıyı rahatsız etmesi halinde hangi davranışların hukuka aykırı sayılabileceğini, kiracının hangi haklara sahip olduğunu, hangi durumlarda dava açılabileceğini ve hangi yolların izlenebileceğini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

ev sahibinin kiracıyı rahatsız etmesi, elektriğin kesilmesi, tahliye taahhütnamesi, yargıtay, uzman avukat, baskı, tehdit, hakaret, şantaj, sürekli arama, konut dokunulmazlığını ihlal, evi gösterme zorunluluğu, maddi tazminat, manevi tazminat, ihtarname
EV SAHİBİNİN KİRACIYI RAHATSIZ ETMESİ | Sürekli Arama, Eve Gelme, Müşteri Getirme, Elektrik-Su Kesme ve Hukuki Sonuçları (2026)

Kısa Cevap: Ev Sahibi Kiracıyı Rahatsız Edebilir Mi?

Hayır. Ev sahibi, kiraya verdiği taşınmazın maliki olsa bile kiracının konutu huzur içinde kullanma hakkına müdahale edemez. Kiracı kira sözleşmesi devam ettiği sürece taşınmazı hukuka uygun şekilde kullanma hakkına sahiptir. Ev sahibinin;

  • Sürekli araması,

  • Sürekli mesaj göndermesi,

  • Habersiz eve gelmesi,

  • Komşular üzerinden baskı kurması,

  • Elektrik veya suyu kestirmesi,

  • Kiracıyı taşınmaya zorlaması,

hukuki sorumluluk doğurabilir.


Hangi Davranış Hukuka Aykırı Sayılabilir?

Davranış

Hukuki Sonuç Doğurabilir Mi?

Sürekli telefonla arama

Evet

Gün içinde onlarca mesaj gönderme

Evet

Habersiz şekilde eve gelme

Evet

Anahtarla eve girme girişimi

Evet

Elektriği kestirme

Evet

Suyu kestirme

Evet

Doğalgazı kestirme

Evet

Apartman yönetimi üzerinden baskı kurma

Evet

Kiracıyı tehdit etme

Evet

Hakaret etme

Evet

Kiracıyı zorla çıkarmaya çalışma

Evet

Makul sürelerde evi göstermeyi isteme

Belirli şartlarda mümkün


Ev Sahibinin Sürekli Telefonla Araması Hukuka Aykırı Mıdır?

Tek başına bir telefon görüşmesi veya zaman zaman yapılan iletişim elbette hukuka aykırı değildir. Kira ilişkisi devam ederken tarafların iletişim kurması son derece doğaldır. Ancak uygulamada bazı ev sahipleri kiracının taşınmasını sağlamak amacıyla gün içinde defalarca telefon açmakta, cevap verilmediğinde tekrar tekrar aramakta veya sürekli mesaj göndermektedir. Bu davranışların belirli bir noktadan sonra iletişim kurma amacını aşıp baskı ve yıldırma aracına dönüşmesi mümkündür. Örneğin;

  • Günde 20-30 kez arama yapılması,

  • Gece saatlerinde rahatsız edilmesi,

  • Sürekli tahliye baskısı kurulması,

  • Hakaret içeren mesajlar gönderilmesi,

durumlarında kiracının huzurlu yaşam hakkı ihlal edilebilir. Bu tür durumlarda ekran görüntülerinin, arama kayıtlarının ve yazışmaların saklanması büyük önem taşımaktadır.


Ev Sahibinin Sürekli Eve Gelmesi Durumunda Ne Yapılabilir?

Kiracının en sık karşılaştığı sorunlardan biri de ev sahibinin sık sık taşınmazın bulunduğu adrese gelmesidir. Bazı ev sahipleri;

  • Kapıyı çalmadan bahçeye girmekte,

  • Sürekli apartmana gelmekte,

  • Komşularla görüşmekte,

  • Kiracıyı kontrol etmeye çalışmakta,

  • Habersiz şekilde kapıya dayanmakta,

ve bu davranışları tekrar eden bir hale getirmektedir.

Kira sözleşmesi devam ettiği sürece taşınmazın fiili kullanım hakkı kiracıya aittir. Bu nedenle ev sahibinin malik sıfatına dayanarak istediği zaman taşınmaza girebileceği düşüncesi doğru değildir.

Kiracı, kira sözleşmesi devam ettiği sürece konutunu huzur içinde kullanma hakkına sahiptir. Ev sahibinin bu hakkı sürekli şekilde ihlal etmesi halinde durumun niteliğine göre hukuki ve cezai süreçler gündeme gelebilir.


Ev Sahibi Anahtarla Eve Girebilir Mi?

Kesin olarak hayır. Uygulamada birçok ev sahibi yedek anahtarın kendisinde bulunmasını, istediği zaman eve girebilme hakkı olarak değerlendirmektedir. Bu son derece yanlış bir düşüncedir. Kiraya verilen taşınmaz üzerindeki kullanım hakkı kiracıya devredildiğinden, ev sahibi malik olsa bile kiracının rızası olmadan konuta giremez.

Özellikle;

  • Kiracı evde yokken girilmesi,

  • Eşyaların kontrol edilmesi,

  • Fotoğraf çekilmesi,

  • Evin denetlenmesi,

çok ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek davranışlardır. Birçok uyuşmazlıkta bu tür davranışlar yalnızca kira hukuku bakımından değil, ceza hukuku bakımından da değerlendirmeye konu olabilmektedir.


Ev Sahibi Evi Alıcılara veya Yeni Kiracılara Gösterebilir Mi?

Kiracı ile ev sahibi arasında en sık yaşanan uyuşmazlıklardan biri de taşınmazın üçüncü kişilere gösterilmesi konusudur. Özellikle ev sahibi taşınmazı satmak istediğinde veya mevcut kiracının tahliye edilmesini beklediğinde, potansiyel alıcıları ya da yeni kiracı adaylarını daireye getirmek istemektedir.

Bu noktada hem ev sahipleri hem de kiracılar arasında yaygın bir yanlış bilgi bulunmaktadır. Bazı kiracılar "Ev benim kullanımımda, kimseyi içeri almak zorunda değilim." düşüncesiyle hareket ederken, bazı ev sahipleri ise "Ev benim malım, istediğim zaman istediğim kişiye gösteririm." anlayışını benimsemektedir. Gerçekte ise hukuk düzeni bu iki yaklaşımın tam ortasında bir denge kurmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu'nun 319. maddesine göre kiracı, kiralananın satılması veya yeniden kiraya verilmesi amacıyla gerekli olduğu ölçüde taşınmazın gezilmesine ve incelenmesine katlanmakla yükümlüdür. Ancak bu yükümlülük sınırsız değildir. Ev sahibinin taşınmazı gösterme hakkı bulunduğu gibi kiracının da özel hayatına, aile düzenine ve konut dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle taşınmazın gösterilmesi sürecinde dürüstlük kurallarına uygun hareket edilmesi gerekir.


Kiracı Evi Göstermek Zorunda Mıdır?

Kısa cevap: Evet. Ancak her istenildiğinde ve her koşulda değil. Kiracı, makul talepler karşısında taşınmazın gösterilmesine izin vermek zorundadır. Buna karşılık ev sahibi de bu hakkını kötüye kullanamaz. Örneğin;

  • Bir hafta önceden haber verilmeden kapıya gelinmesi,

  • Gün içinde defalarca farklı kişilerin getirilmesi,

  • Gece saatlerinde gösterim yapılmak istenmesi,

  • Kiracının çalışma saatlerinin dikkate alınmaması,

  • Her gün yeni kişilerle gelinmesi,

dürüstlük kuralına aykırı kabul edilebilir. Uygulamada mahkemeler genellikle tarafların makul bir gösterim takvimi oluşturmasını beklemektedir. Örneğin haftanın belirli günlerinde ve belirli saat aralıklarında gösterim yapılması çoğu zaman makul bir çözüm olarak kabul edilmektedir.


Ev Sahibi Evi Ne Sıklıkla Gösterebilir?

Kanunda bununla ilgili net bir sayı bulunmamaktadır. Yani "haftada iki kez", "ayda üç kez" veya "günde bir kez" şeklinde yasal bir sınır yoktur. Bu nedenle her olay kendi koşullarına göre değerlendirilir. Ancak uygulamada şu hususlar önem taşımaktadır:

  • Taşınmaz gerçekten satışta mı?

  • Gerçekten yeni kiracı aranıyor mu?

  • Gösterimler dürüstlük kuralına uygun mu?

  • Kiracının günlük yaşamı aşırı derecede etkileniyor mu?

Örneğin ev sahibi iki ay boyunca her gün farklı kişilerle daireye geliyorsa artık burada satış amacının ötesine geçen bir baskı sürecinden söz edilebilir. Benzer şekilde kiracıyı yıldırmak amacıyla sürekli emlakçıların gönderilmesi de hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Özellikle son yıllarda kira bedellerinin yükselmesi nedeniyle bazı ev sahiplerinin mevcut kiracıyı çıkarmak amacıyla taşınmaz gösterme hakkını bir baskı aracına dönüştürdüğü görülmektedir. Bu gibi durumlarda kiracı hukuki korumadan yararlanabilir.


Ev Sahibinin Sürekli Müşteri Getirmesi Bir Baskı Aracı Haline Gelirse Ne Olur?

Bu durum teorik bir ihtimal olmaktan çıkmış ve uygulamada oldukça sık görülmeye başlamıştır. Örneğin ev sahibi:

  • Her gün farklı kişilerle geliyorsa,

  • Sürekli emlakçı gönderiyorsa,

  • Gösterim bahanesiyle kiracıyı rahatsız ediyorsa,

  • Gösterimleri özellikle aile düzenini bozacak saatlerde yapıyorsa,

  • Kiracıyı taşınmaya zorlayan söylemlerde bulunuyorsa,

artık mesele yalnızca "evi gösterme hakkı" olmaktan çıkar. Bu durumda kiracının huzurlu kullanım hakkının ihlali gündeme gelebilir.

Mahkemeler her somut olayda tarafların davranışlarını ayrı ayrı değerlendirmektedir. Ancak taşınmazı gösterme hakkının kiracıyı yıldırma aracına dönüştürülmesi hukuk düzeni tarafından korunmaz. Bu nedenle kiracı böyle bir süreç yaşadığında tarihleri, mesajları, arama kayıtlarını ve mümkün olan diğer delilleri saklamalıdır.


Ev Sahibi Elektriği Kestirebilir Mi?

Kesinlikle hayır. Uygulamada bazı ev sahipleri kiracıyı tahliyeye zorlamak amacıyla elektrik aboneliği üzerinde işlem yapmaya çalışmakta veya farklı yollarla elektriğin kesilmesini sağlamaya çalışmaktadır. Bu davranış hukuka uygun değildir. Kira sözleşmesi devam ettiği sürece kiracının konutu amacına uygun şekilde kullanabilmesi gerekir.

Elektrik hizmetinin kasıtlı şekilde engellenmesi, kiracının taşınmazdan yararlanmasını ciddi ölçüde zorlaştırır. Özellikle;

  • Kış aylarında,

  • Evden çalışan kişiler açısından,

  • Çocuklu ailelerde,

  • Yaşlı veya hasta bireylerin bulunduğu konutlarda,

elektriğin kesilmesi son derece ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle elektrik kesme girişimleri çoğu zaman ciddi hukuki ihtilaflara neden olmaktadır.


Ev Sahibi Suyu veya Doğalgazı Kestirebilir Mi?

Hayır. Elektrik bakımından geçerli olan ilkeler su ve doğalgaz bakımından da geçerlidir. Bazı ev sahipleri kira borcu bulunduğunu ileri sürerek kiracıyı cezalandırma yöntemine başvurmak istemektedir. Ancak kira borcunun tahsil edilmesinin yolu elektrik, su veya doğalgazı kestirmek değildir.

Bir kiracının kira borcu varsa ev sahibinin başvurabileceği hukuki yollar;

  • İcra takibi,

  • Tahliye süreci,

  • Alacak davası,

  • İhtarname gönderilmesi,

gibi yasal yöntemlerdir. Kişinin temel yaşam ihtiyaçlarını hedef alan fiili müdahaleler hukuk düzeni tarafından korunmaz.


Ev Sahibi Elektrik veya Suyu Keserse Kiracı Ne Yapmalıdır?

Böyle bir durumda birçok kiracı paniğe kapılmakta ve taşınmazı terk etmeyi düşünmektedir. Oysa öncelikle durumun delillendirilmesi gerekir. Kiracı;

  • Mesaj kayıtlarını,

  • Arama kayıtlarını,

  • Tanık beyanlarını,

  • Apartman görevlisinin bilgilerini,

  • İlgili kurum kayıtlarını,

saklamalıdır. Daha sonra olayın niteliğine göre noter ihtarnamesi gönderilmesi, tazminat talep edilmesi veya gerekli hukuki süreçlerin başlatılması gündeme gelebilir. Özellikle ev sahibinin açık şekilde "çıkmazsan elektriği keserim", "suyu kapattırırım", "seni burada oturtmam" şeklindeki ifadeleri ileride önemli delil niteliği taşıyabilir.


Ev Sahibinin Kiracıyı Taşınmaya Zorlaması Hukuka Uygun Mudur?

Hayır. Bir kiracının tahliyesi ancak kanunda öngörülen yöntemlerle mümkündür. Ev sahibinin;

  • Psikolojik baskı kurması,

  • Sürekli rahatsız etmesi,

  • Elektrik veya suyu kestirmesi,

  • Eve sürekli müşteri getirmesi,

  • Hakaret etmesi,

  • Tehditte bulunması,

kiracının kendiliğinden taşınmasını sağlamak amacı taşısa bile hukuka uygun hale gelmez.

Bir başka ifadeyle, kiracıyı yıldırarak evden çıkarmaya çalışmak ile hukuki yollarla tahliye istemek aynı şey değildir. Türk hukukunda tahliye süreçleri belirli şartlara bağlanmıştır ve ev sahibinin bu süreçleri fiili baskı yöntemleriyle aşması mümkün değildir.


Ev Sahibinin Hakaret Etmesi veya Tehditte Bulunması Durumunda Ne Olur?

Kiracıların önemli bir kısmı yalnızca taşınmazın gösterilmesi veya sürekli aranma nedeniyle değil, doğrudan sözlü saldırılar nedeniyle de hukuki destek aramaktadır. Özellikle kira uyuşmazlıklarının büyüdüğü durumlarda bazı ev sahipleri;

  • Hakaret içeren mesajlar gönderebilmekte,

  • Telefon görüşmelerinde aşağılayıcı ifadeler kullanabilmekte,

  • Kiracıyı korkutmaya çalışabilmekte,

  • Taşınmazı zorla boşalttıracağını söyleyebilmekte,

  • Aile bireylerini hedef alan sözler sarf edebilmektedir.

Bu tür davranışlar kira hukukunun sınırlarını aşarak ceza hukuku bakımından da değerlendirmeye konu olabilir.

Bir ev sahibinin malik sıfatına sahip olması, kiracıya hakaret etme veya tehditte bulunma hakkı vermez. Tam tersine, kira ilişkisinin tarafı olan herkes dürüstlük kuralına ve kişilik haklarına saygı göstermekle yükümlüdür. Özellikle WhatsApp yazışmaları, SMS kayıtları, ses kayıtları ve tanık anlatımları bu tür uyuşmazlıklarda önem taşıyabilmektedir.


Ev Sahibinin Davranışları Ceza Sorumluluğu Doğurabilir Mi?

Her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Ancak bazı durumlarda ev sahibinin davranışları yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı olmaktan çıkabilir.

Örneğin;

  • Tehdit içerikli mesajlar gönderilmesi,

  • Hakaret edilmesi,

  • Konuta izinsiz girilmesi,

  • Fiziksel müdahalede bulunulması,

  • Mala zarar verilmesi,

  • Kiracının korkutulmaya çalışılması,

gibi durumlar ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirmeye konu olabilir. Burada önemli olan nokta, her somut olayın ayrı değerlendirilmesi gerektiğidir.

Bu nedenle kiracının yaşadığı olayın yalnızca "ev sahibiyle yaşanan bir tartışma" olarak görülmemesi gerekir. Bazı durumlarda olayın niteliği ceza soruşturmasını gerektirecek boyuta ulaşabilmektedir.


Ev Sahibine Karşı Manevi Tazminat Davası Açılabilir Mi?

Evet. Her rahatsızlık verici davranış otomatik olarak tazminat hakkı doğurmasa da, belirli bir ağırlığa ulaşan müdahaleler manevi tazminat talebine konu olabilir. Özellikle;

  • Sürekli baskı kurulması,

  • Hakaret edilmesi,

  • Tehditte bulunulması,

  • Aile huzurunun bozulması,

  • Özel hayatın ihlal edilmesi,

  • Konut dokunulmazlığına müdahale edilmesi,

gibi durumlarda kişilik haklarının ihlali gündeme gelebilir.

Manevi tazminatın amacı kişinin yaşadığı üzüntünün birebir parasal karşılığını ödemek değil, hukuka aykırı davranış nedeniyle bozulan manevi dengenin belirli ölçüde giderilmesidir. Bu nedenle olayın ağırlığı, tarafların durumu ve meydana gelen sonuçlar ayrı ayrı değerlendirilir.


Ev Sahibinin Davranışları Nedeniyle Maddi Tazminat Talep Edilebilir Mi?

Bazı durumlarda ev sahibinin hukuka aykırı davranışları doğrudan maddi zarara da yol açabilir. Örneğin;

  • Elektriğin kesilmesi nedeniyle elektronik cihazların zarar görmesi,

  • Evden çalışan kişinin gelir kaybına uğraması,

  • Bozulan gıdalar nedeniyle zarar meydana gelmesi,

  • Acil şekilde başka bir konaklama yerine geçilmek zorunda kalınması,

gibi durumlarda maddi zarar iddiaları gündeme gelebilir.

Elbette her zarar kalemi somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle zararların belgelenmesi ve mümkün olduğunca yazılı delillerle desteklenmesi önem taşımaktadır.


Kiracı Delil Olarak Neleri Saklamalıdır?

Kiracının yaptığı en büyük hatalardan biri, yaşadığı olayları yalnızca sözlü olarak anlatmakla yetinmesidir. Oysa hukuki süreçlerde deliller büyük önem taşır. Bu nedenle aşağıdaki kayıtların saklanması faydalı olabilir:

Delil Türü

Önemi

WhatsApp yazışmaları

Baskı ve tehditlerin ispatı

SMS kayıtları

Yazılı iletişimin ispatı

Arama kayıtları

Sürekli rahatsız etmenin gösterilmesi

E-posta yazışmaları

Yazılı delil niteliği

Tanık beyanları

Olayların doğrulanması

Kamera kayıtları

Eve gelme veya müdahalelerin ispatı

Noter ihtarnameleri

Resmî bildirim niteliği

Apartman görevlisi veya komşu anlatımları

Destekleyici deliller

Kiracı, yaşanan olayları mümkün olduğunca tarih sırasına göre kayıt altına almalıdır. Çünkü aylar sonra açılacak bir davada ayrıntıların unutulması oldukça yaygın bir durumdur.


Noter İhtarnamesi Göndermek Gerekir Mi?

Her olayda zorunlu değildir. Ancak birçok durumda noter ihtarnamesi oldukça etkili bir araçtır. Özellikle;

  • Sürekli rahatsız edilme,

  • Eve izinsiz gelinmesi,

  • Baskı kurulması,

  • Elektrik veya su kesme tehdidi,

  • Hakaret ve tehditlerin devam etmesi,

gibi durumlarda noter ihtarnamesi ileride açılabilecek davalar bakımından önemli bir delil oluşturabilir.

Ayrıca bazı ev sahipleri hukuki sonuçları fark ettiklerinde davranışlarını değiştirebilmektedir. Bu nedenle ihtarname birçok uyuşmazlığın dava aşamasına ulaşmadan çözülmesini sağlayabilmektedir.


Gerçek Hayattan Örnek Senaryolar

Senaryo 1: Sürekli Arama ve Mesaj Gönderme

Ev sahibi kiracıyı her gün onlarca kez aramakta ve "Bir an önce çık, evi daha yüksek bedelle kiraya vereceğim." şeklinde mesajlar göndermektedir. Bu durumda kiracının arama kayıtlarını ve mesajları saklaması önemlidir. Davranışın sistematik bir baskıya dönüşmesi halinde hukuki sonuçlar gündeme gelebilir.

Senaryo 2: Sürekli Müşteri Getirilmesi

Ev sahibi iki ay boyunca neredeyse her gün farklı kişilerle daireye gelmektedir. Kiracı artık evde huzurlu şekilde yaşayamamaktadır. Bu durumda taşınmazı gösterme hakkının kötüye kullanıldığı iddiası gündeme gelebilir.

Senaryo 3: Elektriğin Kesilmesi

Ev sahibi kira artışını kabul etmeyen kiracıya "Çıkmazsan elektriği kestireceğim." demekte ve kısa süre sonra elektrik hizmeti kesilmektedir. Bu tür olaylarda delillerin toplanması ve hukuki destek alınması büyük önem taşır.


Konunun Kanuni Dayanakları Nelerdir?

Ev sahibinin kiracıyı rahatsız etmesine ilişkin doğrudan tek bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'ndaki çeşitli hükümler birlikte değerlendirildiğinde kiracının önemli ölçüde korunduğu görülmektedir.


1. Türk Borçlar Kanunu m. 301

Kiraya veren, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür.

TBK m. 301 şöyledir:

"Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür."

Bu hüküm yalnızca fiziksel teslim borcunu değil, kiracının kiralanandan huzur içinde yararlanabilmesini de güvence altına almaktadır.

Örneğin;

  • elektriğin kesilmesi,

  • suyun kesilmesi,

  • taşınmazın sürekli rahatsız edilmesi,

  • kiracının kullanımının engellenmesi,

TBK m. 301 kapsamında değerlendirilebilecek uyuşmazlıklardır.


2. Türk Borçlar Kanunu m. 319

Ev sahibinin evi alıcılara veya yeni kiracı adaylarına göstermesi konusundaki temel düzenleme TBK m. 319'dur.

Maddeye göre:

"Kiracı, bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiraya verenin ve onun belirlediği üçüncü kişinin kiralananı gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür."

Bu madde kiracıya sınırsız bir katlanma yükümlülüğü yüklemez. Dolayısıyla her gün müşteri getirilmesi, sürekli emlakçı gönderilmesi, kiracıyı yıldırmaya yönelik gösterimler yapılması dürüstlük kuralı kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.


3. Türk Medeni Kanunu m. 2

Birçok kira uyuşmazlığında doğrudan uygulama alanı bulan temel hüküm dürüstlük kuralıdır.

TMK m. 2:

"Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır."

Ev sahibinin taşınmazı gösterme hakkı bulunsa bile bu hakkı kiracıyı bezdirmek amacıyla kullanması dürüstlük kuralına aykırı kabul edilebilir.


4. Türk Medeni Kanunu m. 24

Kiracının kişilik hakları da hukuk düzeninin koruması altındadır.

TMK m. 24'e göre:

"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir."

Özellikle sistematik baskı, hakaret, tehdit, özel hayatın ihlali durumlarında kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümler gündeme gelebilir.


5. Türk Ceza Kanunu Açısından Değerlendirme

Olayın niteliğine göre aşağıdaki suçlar tartışma konusu olabilir:

TCK m. 106 – Tehdit

Ev sahibinin;

  • "Seni bu evde yaşatmam."

  • "Çıkmazsan başına iş açarım."

  • "Elektriğini keserim."

şeklindeki ifadeleri somut olayın özelliklerine göre tehdit kapsamında değerlendirilebilir.

TCK m. 125 – Hakaret

Kiracıya yönelik aşağılayıcı veya onur kırıcı ifadeler kullanılması halinde hakaret suçuna ilişkin hükümler gündeme gelebilir.

TCK m. 116 – Konut Dokunulmazlığının İhlali

Kiracının rızası olmaksızın konuta girilmesi veya konuttan çıkılması yönündeki ihtarlara rağmen içeride kalınması halinde bu madde tartışma konusu olabilir.


Yargısal Yaklaşım Nasıldır?

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik yaklaşımı genel olarak şu yöndedir:

1. Kiracının Kullanım Hakkı Korunur

Yargısal uygulamada kiraya verilen taşınmazın malikinin ev sahibi olması, kiracının kullanım hakkını ortadan kaldırmaz. Kira sözleşmesi devam ettiği sürece kiracı taşınmazın fiili hâkimi durumundadır. Bu nedenle ev sahibinin istediği zaman eve girmesi, sürekli denetim yapması, kiracının yaşamına müdahale etmesi hukuken korunmaz.

2. Taşınmazı Gösterme Hakkı Sınırsız Değildir

Mahkemeler TBK m. 319 kapsamında taşınmazın gösterilebileceğini kabul etmekle birlikte, bu hakkın kötüye kullanılmasına da izin vermemektedir. Özellikle kiracıyı yıldırmaya yönelik yoğun ve sürekli gösterimler dürüstlük kuralı bakımından değerlendirilmektedir.

3. Kiracıyı Fiilen Tahliyeye Zorlama Hukuken Korunmaz

Yargısal uygulamada ev sahibinin elektrik kesme, su kesme, baskı uygulama, sürekli rahatsız etme gibi yöntemlerle kiracıyı taşınmaya zorlaması hukuki koruma görmemektedir. Tahliye ancak kanunda öngörülen yollarla gerçekleştirilebilir.

4. Kişilik Hakları İhlal Edildiğinde Tazminat Gündeme Gelebilir

Sistematik baskı, tehdit veya hakaret içeren davranışların kişilik haklarına saldırı oluşturduğu durumlarda manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi mümkündür.


Sonuç

Ev sahibinin taşınmazın maliki olması, kiracının huzurlu yaşam hakkını ortadan kaldırmaz. Kiracı kira sözleşmesi devam ettiği sürece konutu güvenli, sakin ve kesintisiz şekilde kullanma hakkına sahiptir.

Bu nedenle;

  • Sürekli aranmak,

  • Sürekli mesaj almak,

  • Eve habersiz gelinmesi,

  • Sürekli müşteri getirilmesi,

  • Elektrik, su veya doğalgazın kesilmesi,

  • Hakaret veya tehditlere maruz kalınması,

hukuken sonuç doğurabilecek davranışlar arasında yer alabilir.

Her olayın koşulları farklı olmakla birlikte, yaşanan sorunların delillendirilmesi ve zamanında hukuki değerlendirmeden geçirilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


Yorumlar


bottom of page