TÜRKİYE’DEKİ BOŞANMA KARARI YURT DIŞINDA NASIL GEÇERLİ OLUR? YURT DIŞINDAKİ BOŞANMA KARARI TÜRKİYE’DE NASIL GEÇERLİLİK KAZANIR? | TANIMA VE TENFİZ DAVASI REHBERİ
- Av. Arb. Servet Aksoy
- 1 gün önce
- 7 dakikada okunur
Günümüzde milyonlarca Türk vatandaşı yurt dışında yaşamakta, çalışmakta ve aile hayatını farklı ülkelerde sürdürmektedir. Özellikle Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, İngiltere, Avusturya ve İsviçre gibi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları açısından boşanma süreçleri artık yalnızca tek bir ülkenin hukuk sistemini ilgilendiren basit bir aile hukuku meselesi olmaktan çıkmış durumdadır. Çünkü bir ülkede verilen boşanma kararı, çoğu zaman başka bir ülkede kendiliğinden geçerlilik kazanmaz. İşte tam da bu nedenle “tanıma ve tenfiz davası” uluslararası aile hukukunun en önemli konularından biri haline gelmiştir.
Kişi yıllar önce Almanya’da, Fransa’da veya başka bir ülkede boşanmış olmasına rağmen Türkiye’de hâlâ evli görünebilmektedir. Hatta bazı kişiler ikinci evlilik hazırlığı yaparken, tapu işlemleri sırasında veya miras sürecinde nüfus kayıtlarında eski eş ile evli görünmeye devam ettiğini tesadüfen öğrenmektedir. Bu durum yalnızca teknik bir kayıt problemi değildir. Son derece ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek, ileride telafisi zor uyuşmazlıklara yol açabilecek önemli bir meseledir.
Aynı durumun tam tersi de mümkündür. Türkiye’de verilmiş kesinleşmiş bir boşanma kararı, yabancı ülkede otomatik olarak geçerli olmayabilir. Örneğin Türkiye’de boşanan bir kişi Almanya’da hâlâ evli kabul edilebilir. Bu nedenle uluslararası boşanma süreçlerinde yalnızca boşanma kararını almak yetmez; o kararın diğer ülkede hukuken sonuç doğurmasını sağlayacak işlemlerin de ayrıca yapılması gerekir. İşte bu noktada tanıma ve tenfiz süreci devreye girer.

TANIMA VE TENFİZ DAVASI NEDİR?
Tanıma ve tenfiz davası, yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilmiş kararların Türkiye’de hukuki sonuç doğurmasını sağlayan özel dava türleridir. Bu davaların temel amacı, yabancı mahkeme kararlarının Türk hukuk sistemi içerisinde geçerli hale gelmesini sağlamaktır.
Hukuki dayanağını 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dan alan bu sistem, özellikle uluslararası boşanma kararları bakımından son derece büyük önem taşımaktadır. Burada “tanıma” ve “tenfiz” kavramlarının birbirinden farklı olduğunu bilmek gerekir.
Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm etkisi doğurmasının kabul edilmesidir. Başka bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti devleti, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın hukuken geçerli olduğunu kabul eder.
Tenfiz ise bir adım daha ileri gider. Yabancı mahkeme kararının yalnızca tanınması değil, aynı zamanda Türkiye’de icra edilebilir hale gelmesini sağlar.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Çünkü yalnızca boşanmaya ilişkin bir karar söz konusuysa çoğu zaman tanıma yeterli olabilir. Ancak kararın içerisinde nafaka, velayet, maddi-manevi tazminat, iştirak nafakası, çocuk teslimi veya mal paylaşımı gibi icrai sonuç doğuran hükümler bulunuyorsa, bu durumda tenfiz de gerekir. Aksi halde yabancı mahkeme kararı Türkiye’de icra kabiliyeti kazanamaz.
YURT DIŞINDA BOŞANAN KİŞİ TÜRKİYE’DE NEDEN HÂLÂ EVLİ GÖRÜNÜR?
Bu sorunun temel sebebi devletlerin hukuk sistemlerinin birbirinden bağımsız olmasıdır. Bir ülke mahkemesinin verdiği karar, başka bir ülkede otomatik şekilde geçerli hale gelmez. Her devlet, yabancı mahkeme kararlarının kendi hukuk sistemi içerisinde nasıl sonuç doğuracağını ayrıca belirleme yetkisine sahiptir. Türk hukuk sistemi de yabancı mahkeme kararlarının doğrudan uygulanmasını kabul etmemekte, belirli şartların gerçekleşmesini aramaktadır. Bu nedenle Almanya’daki aile mahkemesinin verdiği boşanma kararı, Türkiye’de kendiliğinden nüfus kayıtlarına işlenmez. Türkiye’nin o kararı ayrıca tanıması gerekir.
İnsanların en sık yaptığı hatalardan biri şudur: Yurt dışında boşanma kararını aldıktan sonra sürecin tamamen sona erdiğini düşünmektedirler. Oysa Türk nüfus kayıtlarında medeni hal değişmediği sürece kişi Türkiye bakımından evli görünmeye devam eder. Bu durum ileride çok ciddi hukuki sorunlar yaratabilir. Örneğin:
Kişi Türkiye’de yeniden resmi nikâh yapamayabilir,
Eski eş yasal mirasçı olarak görünmeye devam edebilir,
Tapu ve miras işlemlerinde hukuki karmaşa çıkabilir,
Çocukların nüfus kayıtlarında sorun yaşanabilir,
Mal paylaşımı ve aile hukukuna ilişkin yeni uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir,
Türkiye’de yapılacak resmi işlemlerde medeni durum nedeniyle engeller oluşabilir.
Özellikle uzun yıllardır yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları açısından bu durum oldukça sık karşılaşılan ciddi bir problemdir.
TÜRKİYE’DE VERİLEN BOŞANMA KARARI YURT DIŞINDA NASIL GEÇERLİ OLUR?
Konu yalnızca yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli hale gelmesi değildir. Aynı zamanda Türkiye’de verilmiş boşanma kararlarının yabancı ülkelerde nasıl sonuç doğuracağı da son derece önemlidir.
Birçok kişi Türkiye’de boşandığında bunun tüm dünyada otomatik şekilde geçerli olduğunu düşünmektedir. Oysa uygulamada durum böyle değildir. Örneğin Türkiye’de boşanan bir kişi Almanya’da, Fransa’da veya Hollanda’da hâlâ evli kabul edilebilir. Bu nedenle ilgili ülkenin hukuk sistemine göre ayrıca tanıma işlemi yapılması gerekebilir. Her ülkenin sistemi farklıdır.
Bazı ülkeler yalnızca idari başvuru ile Türk boşanma kararını kabul ederken, bazı ülkelerde ayrıca mahkeme süreci işletilmesi gerekir. Bazı hukuk sistemlerinde apostil zorunluluğu aranırken, bazılarında yeminli tercüme ve kesinleşme şerhi ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de alınmış boşanma kararının yurt dışında nasıl geçerli hale getirileceği, ilgili ülkenin hukuk sistemine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarının bu süreci ihmal etmesi ileride vatandaşlık, yeniden evlilik, miras ve çocuklara ilişkin işlemlerde ciddi sorunlar yaratabilmektedir.
TANIMA VE TENFİZ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetki konusunda ise belirli kurallar bulunmaktadır.
Genellikle:
Davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi,
Türkiye’de yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi,
Türkiye’de yerleşim yeri ve sakin olduğu yer de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri yetkilidir.
Bu nedenle özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından tanıma ve tenfiz davaları uygulamada çoğunlukla Ankara, İstanbul veya İzmir’de açılmaktadır.
TANIMA VE TENFİZ DAVASI NASIL AÇILIR?
Tanıma ve tenfiz davası açılabilmesi için öncelikle yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşmemiş bir kararın Türkiye’de geçerlilik kazanması mümkün değildir. Uygulamada genellikle şu belgeler gerekir:
Yabancı mahkeme kararının aslı,
Kesinleşme şerhi,
Apostil şerhi,
Yeminli tercüme,
Noter veya konsolosluk onayları,
Kimlik belgeleri,
Nüfus kayıt örnekleri,
Vekâletname.
Özellikle apostil konusu son derece önemlidir. Çünkü birçok kişi yabancı mahkeme kararını doğrudan Türkiye’ye getirmenin yeterli olduğunu düşünmektedir. Oysa usulüne uygun apostil işlemi yapılmamış belgeler uygulamada ciddi sorun yaratabilmektedir.
Dava açıldıktan sonra mahkeme, yabancı mahkeme kararının Türk hukukunun temel ilkelerine aykırı olup olmadığını, tarafların savunma hakkının korunup korunmadığını ve kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler. Mahkeme burada yeniden boşanma incelemesi yapmaz. Yani olayın esasına tekrar girip “boşanma doğru olmuş mu?” şeklinde yeni bir değerlendirme yapılmaz. İnceleme daha çok usuli şartlar üzerinden yürütülür.
TANIMA VE TENFİZ DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR?
Tanıma ve tenfiz davalarında mahkemenin dikkat ettiği bazı temel şartlar bulunmaktadır:
Kararın Kesinleşmiş Olması Gerekir
En temel şart budur. Henüz temyiz aşamasında bulunan veya kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararları Türkiye’de tanınamaz.
Savunma Hakkı İhlal Edilmemiş Olmalıdır
Karşı tarafın davadan usulüne uygun şekilde haberdar edilmiş olması gerekir. Özellikle usulsüz tebligat iddiaları uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biridir.
Türk Kamu Düzenine Açıkça Aykırılık Bulunmamalıdır
Türk hukuk sisteminin temel yapısına açık şekilde aykırı kararlar Türkiye’de geçerlilik kazanamaz. Mahkemeler özellikle aile hukuku, çocuk hakları ve savunma hakkı bakımından kamu düzeni incelemesine önem vermektedir.
Karar Gerçek Bir Yargı Kararı Niteliğinde Olmalıdır
Bazı ülkelerde boşanma işlemleri idari makamlar veya noterler önünde yapılabilmektedir. Bu tür durumlarda kararın niteliği ayrıca değerlendirilmektedir.
DAVA AÇMADAN YABANCI BOŞANMA KARARINI TÜRKİYE’DE GEÇERLİ HALE GETİRMEK MÜMKÜN MÜ?
Son yıllarda yapılan yasal değişikliklerle birlikte bazı durumlarda mahkeme nezdinde dava açmadan da yabancı boşanma kararının Türkiye’de nüfusa işletilmesi mümkün hale gelmiştir. Özellikle 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında getirilen düzenlemeler sayesinde belirli şartların varlığı halinde nüfus müdürlüğü veya konsolosluk aracılığıyla işlem yapılabilmektedir. Bu düzenleme özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları açısından son derece önemli bir kolaylık sağlamıştır. Çünkü her durumda uzun süren mahkeme prosedürleriyle uğraşmak zorunda kalınmasının önüne geçilmek istenmiştir. Ancak uygulamada herkes bu kolaylıktan yararlanamamaktadır.
Özellikle:
Nafaka,
Velayet,
Tazminat,
Çocuk teslimi,
Mal paylaşımı,
İcra edilebilir başka hükümler
içeren kararlar bakımından çoğu zaman klasik tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir. Çünkü nüfus müdürlüğü yalnızca boşanmanın nüfus kayıtlarına işlenmesiyle sınırlı işlem yapabilmektedir. İcra kabiliyeti taşıyan hükümler bakımından mahkeme kararı gerekmektedir.
TANIMA VE TENFİZ DAVASI NE KADAR SÜRER?
Bu sorunun tek ve net bir cevabı yoktur. Süreyi etkileyen çok sayıda faktör bulunmaktadır. Örneğin:
Karşı tarafın hangi ülkede yaşadığı,
Tebligat sürecinin ne kadar sürdüğü,
Evrak eksikliği bulunup bulunmadığı,
Apostil ve tercüme işlemlerinin doğru yapılıp yapılmadığı,
Tarafların itiraz edip etmediği,
Dosyanın yalnızca tanıma mı yoksa tenfiz de içerip içermediği,
Mahkemenin iş yoğunluğu
gibi unsurlar davanın süresini doğrudan etkileyebilir. Uygulamada eksiksiz evrakla açılmış, tarafların anlaşmalı hareket ettiği dosyalar daha kısa sürede sonuçlanabilmektedir. Ancak özellikle yurt dışı tebligatlarında yaşanan sorunlar, eksik belge problemleri ve usul hataları süreci ciddi şekilde uzatabilmektedir.
TANIMA VE TENFİZ DAVASI AÇILMAZSA NE OLUR?
Bu soru uygulamada sanıldığından çok daha önemlidir. Çünkü birçok kişi yıllar boyunca Türkiye’de hâlâ evli göründüğünü fark etmeden yaşamaktadır. Bu durum:
Yeni evlilik yapılamaması,
Miras sorunları,
Tapu işlemlerinde problemler,
Nüfus kayıtlarında karışıklık,
Eski eşin yasal mirasçı olarak görünmeye devam etmesi,
Çocuklara ilişkin hukuki sorunlar,
Mal rejimi uyuşmazlıkları
gibi son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bazı kişiler bu durumu ancak ölüm, miras paylaşımı veya yeniden evlilik aşamasında öğrenmektedir. Bu nedenle yurt dışında boşanmış kişilerin Türkiye’deki nüfus kayıtlarını mutlaka kontrol etmeleri gerekir.
TANIMA VE TENFİZ DAVASINDA AVUKAT ZORUNLU MUDUR?
Hukuken avukat ile çalışmak zorunlu değildir. Ancak uygulamada süreç teknik ayrıntılar içerdiği için profesyonel hukuki destek alınması büyük önem taşır. Çünkü çoğu zaman sorun boşanma kararının kendisinden değil, usuli eksikliklerden kaynaklanmaktadır.
Örneğin:
Eksik apostil,
Hatalı tercüme,
Eksik kesinleşme şerhi,
Yanlış mahkemede dava açılması,
Usulsüz tebligat,
Eksik vekâletname,
Hatalı dava türü seçimi
gibi nedenlerle davalar uzayabilmekte veya reddedilebilmektedir. Özellikle yurt dışında yaşayan kişiler açısından avukat aracılığıyla sürecin yürütülmesi büyük kolaylık sağlamaktadır.
ULUSLARARASI BOŞANMALARDA EN SIK YAPILAN HATALAR
Uygulamada insanların en sık yaptığı hatalardan biri, yabancı mahkeme kararının otomatik olarak Türkiye’de geçerli olduğunu düşünmeleridir. Bunun dışında:
Apostilsiz belge getirilmesi,
Kesinleşme şerhi alınmaması,
Eksik tercüme yapılması,
Sadece boşanmanın yeterli sanılması,
Nafaka ve velayet hükümleri için tenfiz gerektiğinin bilinmemesi,
Yıllarca nüfus kayıtlarının kontrol edilmemesi
gibi problemler çok sık görülmektedir. Özellikle Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları bakımından bu tür ihmaller ileride çok daha büyük hukuki sorunlara dönüşebilmektedir.
SONUÇ: YURT DIŞINDA BOŞANMAK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR.
Uluslararası evliliklerin arttığı günümüzde tanıma ve tenfiz davaları artık yalnızca teknik bir hukuk konusu değil, doğrudan insanların medeni hali, miras hakkı, yeniden evlilik süreci ve aile düzeniyle ilgili son derece önemli bir mesele haline gelmiştir.
Yurt dışında verilen boşanma kararlarının Türkiye’de kendiliğinden geçerli olmayacağı unutulmamalıdır. Aynı şekilde Türkiye’de alınan boşanma kararlarının da yabancı ülkelerde ayrıca tanınması gerekebilir.
Bu nedenle uluslararası boşanma süreçlerinde yalnızca boşanma kararını almak yeterli değildir. O kararın diğer ülkede nasıl sonuç doğuracağı, hangi işlemlerin yapılması gerektiği ve hangi hukuki prosedürlerin izleneceği dikkatli şekilde değerlendirilmelidir.
Özellikle nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı gibi sonuçlar söz konusuysa süreç çok daha teknik hale gelebilmektedir. Bu nedenle yapılacak küçük bir usul hatası bile yıllarca sürecek ciddi mağduriyetlere yol açabileceğinden, sürecin dikkatli ve profesyonel şekilde yürütülmesi son derece önemlidir.




Yorumlar