top of page

ONAYSIZ AMELİYAT, YANLIŞ TEŞHİS VE ORGAN KAYBI | Sağlık Hukukunda Hasta Hakları, Ceza Sorumluluğu ve Tazminat Davası

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Arb. Servet Aksoy
    Av. Arb. Servet Aksoy
  • 1 gün önce
  • 11 dakikada okunur

Sağlık hizmeti, insan hayatına ve vücut bütünlüğüne doğrudan temas eden en hassas alanlardan biridir. Bu nedenle bir doktorun veya sağlık kuruluşunun yaptığı her işlem yalnızca tıbbi bir uygulama değildir; aynı zamanda ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek bir müdahaledir. Özellikle hastanın açık, özgür ve bilgilendirilmiş rızası alınmadan yapılan ameliyatlar, yanlış teşhis iddiaları, ameliyat kayıtlarının değiştirilmesi, gereksiz organ alınması veya hastanın geri dönülmez biçimde bedensel zarara uğratılması gibi durumlar, hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku bakımından ağır sonuçlar doğurabilir.

Basına yansıyan Ayla ŞAHİNEL olayı, sağlık hukukunda “aydınlatılmış onam”, “hasta rızası”, “tıbbi müdahalede sınır”, “doktorun ceza sorumluluğu”, “özel hastanenin ve tıp merkezinin tazminat sorumluluğu” gibi konuları yeniden gündeme getirmiştir. ATV Ana Haber’in “Vücuduma hırsız girdi” başlıklı haberinde; Ayla ŞAHİNEL'in muayene için gittiği tıp merkezinde rahim kanseri teşhisiyle ameliyat edildiği, sonrasında rahmiyle birlikte yumurtalıklarının da alındığını yeniden çocuk sahibi olmak istediğinde öğrendiği aktarılmıştır. (atv)

İzmir’de Son Dakika haberinde ise olayın İzmir Buca’da bir tıp merkezinde gerçekleştiği, Şahinel’in 2020 yılı Şubat ayında rahim kanseri olduğu söylenerek ameliyata alındığı, ancak habere göre yalnızca rahimdeki kanserli bölgenin alınması gerekirken yumurtalıklarının da alındığı, sonrasında ameliyat evrakları ve kayıtlar konusunda ciddi iddiaların gündeme geldiği belirtilmiştir. (İzmir Haberleri)

Türkiye’de Son Dakika haberinde de Şahinel’in, kendisinden izin veya imza alınmadan organının alındığını söylediği, ameliyat kayıtlarında değişiklik yapıldığı iddiası, cerrahi menopoz teşhisi ve savcılık soruşturması ayrıntılı şekilde aktarılmıştır. (Türkiye'de Son Dakika Haberleri)

Bu yazıda, basına yansıyan bu olay üzerinden sağlık hukukunda onaysız ameliyat, yanlış teşhis, gereksiz organ alınması, ameliyat kayıtlarının değiştirilmesi iddiası, doktorun ve sağlık kuruluşunun sorumluluğu, ceza davası, maddi ve manevi tazminat davası, delil toplama süreci ve mağdur hastanın hangi hukuki yollara başvurabileceği ayrıntılı şekilde incelenecektir.

ONAYSIZ AMELİYAT, YANLIŞ TEŞHİS VE ORGAN KAYBI | Sağlık Hukukunda Hasta Hakları, Ceza Sorumluluğu ve Tazminat Davası

Sağlık Hukukunda Temel İlke: Hastanın Vücudu Üzerindeki Karar Hakkı Kendisindedir

Tıbbi müdahale, dışarıdan bakıldığında hastayı iyileştirmeye yönelik bir işlem gibi görünse de, hukuken kişinin vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaledir. Bu nedenle her ameliyat, her invaziv işlem, her organ alınması, her biyopsi, her anestezi uygulaması ve her riskli tıbbi girişim için hastanın hukuken geçerli rızasının bulunması gerekir. Bu rıza yalnızca “imza attırmak” değildir. Sağlık hukukunda geçerli rıza, aydınlatılmış onamdır.

Yani hasta; hastalığının ne olduğunu, önerilen tedavinin ne anlama geldiğini, ameliyatın kapsamını, hangi organ veya dokulara müdahale edileceğini, işlemin risklerini, alternatif tedavi seçeneklerini, ameliyat yapılmazsa ne olabileceğini, ameliyat sırasında ortaya çıkabilecek ihtimalleri, kalıcı sonuçları, üreme hakkı, cinsel yaşam, hormonal denge, çalışma gücü ve psikolojik durum üzerindeki etkileri anlayabileceği şekilde öğrenmelidir.

Hasta bu bilgiler kendisine verilmeden ameliyata alınmışsa, yalnızca imza formu bulunması tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü aydınlatılmış onam, matbu bir form imzalatılmasından ibaret değildir. Hekim, hastayı somut müdahale hakkında bilgilendirmeli; hasta da neye rıza verdiğini gerçekten bilerek karar vermelidir.

Ayla ŞAHİNEL olayında basına yansıyan en kritik nokta da tam olarak budur. Şahinel’e rahim kanseri teşhisi konulmuş, ameliyat sonrası yalnızca rahminin alındığı söylenmiş, ancak daha sonra yumurtalıklarının da alındığını öğrenmiştir. Eğer dosyada gerçekten hastanın yumurtalıklarının alınmasına yönelik açık, özel, bilgilendirilmiş ve hukuken geçerli rızası yoksa, bu durum sağlık hukuku bakımından çok ağır bir ihlal niteliği taşıyabilir.

onam formu, sağlık hukuku, özel hastane, uzman avukat, onaysız ameliyat, organ kaybı, yanlış teşhis, atv, izmir'de son dakika, Türkiye'de son dakika, komplikasyon, malpraktis, yargıtay, ameliyat, Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, özel tıp merkezi, maddi tazminat, manevi tazminat, aydınlatılmış onam
ONAYSIZ AMELİYAT, YANLIŞ TEŞHİS VE ORGAN KAYBI | Sağlık Hukukunda Hasta Hakları, Ceza Sorumluluğu ve Tazminat Davası

Onam Formu Varsa Her Şey Hukuka Uygun Mudur?

Uygulamada sağlık kuruluşları çoğu zaman “hasta onam formu imzaladı” savunmasına dayanır. Ancak sağlık hukukunda en sık yapılan hatalardan biri, imzalı onam formunun her durumda doktoru ve hastaneyi sorumluluktan kurtaracağını düşünmektir.

Onam formu tek başına sihirli bir belge değildir. Formun içeriği, hangi işlem için alındığı, hastaya hangi bilgilerin verildiği, formun ameliyattan ne kadar önce imzalatıldığı, hastanın psikolojik durumu, işlem kapsamının formda açıkça yazılı olup olmadığı ve hastanın gerçekten serbest iradesiyle karar verip vermediği ayrıca incelenir.

Örneğin hastaya yalnızca “rahim ameliyatı” için genel bir form imzalatılmışsa, fakat ameliyat sırasında yumurtalıkların da alınması planlanmış veya gerçekleştirilmişse, burada şu sorular gündeme gelir:

  • Hastaya yumurtalıklarının alınabileceği açıkça söylendi mi?

  • Bunun erken menopoz, üreme yeteneği, hormonal denge ve genel sağlık üzerindeki sonuçları anlatıldı mı?

  • Alternatif tedavi seçenekleri açıklandı mı?

  • Ameliyat sırasında zorunlu, acil ve hayat kurtarıcı bir durum mu ortaya çıktı?

  • Hastanın eşi veya yakını ile hukuken gerekli bir iletişim kurulması gerekiyor muydu?

  • Ameliyat sonrası hastaya doğru bilgi verildi mi?

  • Kayıtlar gerçeği yansıtıyor mu?

Bu soruların cevabı, olayın yalnızca tıbbi komplikasyon mu yoksa hukuka aykırı tıbbi müdahale mi olduğunu belirler.


Yanlış Teşhis ile Gereksiz Ameliyat Arasındaki Hukuki Fark

Her yanlış teşhis otomatik olarak suç veya tazminat sorumluluğu doğurmaz. Tıp bilimi kesin sonuç garantisi veren bir alan değildir. Hekim, gerekli tetkikleri yapmış, tıbbi standartlara uygun davranmış, makul ve bilimsel değerlendirme sonucunda bir teşhise ulaşmış olabilir. Böyle bir durumda sonradan teşhisin yanlış çıkması her zaman hukuki sorumluluk anlamına gelmeyebilir.

Ancak yanlış teşhis şu durumlarda hukuki sorumluluk doğurabilir:

  • Gerekli tetkikler yapılmadan kanser teşhisi konulmuşsa,

  • Patoloji, görüntüleme, laboratuvar veya uzman değerlendirmeleri eksikse,

  • Hasta aceleyle ameliyata yönlendirilmişse,

  • Alternatif tanı ve tedavi yolları değerlendirilmemişse,

  • Maddi menfaat amacıyla gereksiz ameliyat yapıldığı iddiası varsa,

  • Ameliyatın kapsamı hastaya gerçekçi biçimde anlatılmamışsa,

  • Tıbbi kayıtlar sonradan değiştirilmişse,

  • Hastaya ameliyat sonrası gerçeğe aykırı bilgi verilmişse.

Basına yansıyan haberlerde olayın yalnızca “yanlış teşhis” meselesi olmadığı; ameliyat kapsamı, organ alınması, kayıtların değiştirildiği iddiası, onam eksikliği ve hastanın sonradan öğrendiği kalıcı zararlar yönünden çok daha ağır bir tablo bulunduğu aktarılmıştır. Bu nedenle Ayla ŞAHİNEL örneği, klasik bir “doktor hatası” iddiasından daha geniş değerlendirilmesi gereken bir sağlık hukuku dosyası niteliğindedir.


Yumurtalıkların Alınması Neden Ağır Bir Hukuki Sonuç Doğurur?

Yumurtalıkların alınması, özellikle doğurganlık çağındaki bir kadın açısından yalnızca cerrahi bir işlem değildir. Bu müdahale kişinin üreme hakkını, hormonal dengesini, bedensel bütünlüğünü, psikolojik sağlığını, cinsel yaşamını, gelecekte çocuk sahibi olma ihtimalini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir.

Haberlere göre Ayla ŞAHİNEL, yumurtalıklarının alındığını yeniden çocuk sahibi olmak istediğinde öğrenmiştir. Bu olayda zarar yalnızca ameliyat anında oluşan bir zarar değildir; kişinin geleceğe dönük aile kurma, çocuk sahibi olma ve bedensel bütünlüğünü koruma hakkı üzerinde kalıcı etki doğuran bir sonuçtur.

Bu nedenle tazminat hesabında yalnızca ameliyat ücreti, tedavi giderleri veya geçici iş göremezlik dikkate alınmaz. Manevi tazminat bakımından;

  • kişinin yaşadığı şok,

  • beden bütünlüğünün ihlal edilmesi,

  • annelik/çocuk sahibi olma ihtimalinin ortadan kalkması veya ağır biçimde zedelenmesi,

  • cerrahi menopozun psikolojik ve fiziksel etkileri,

  • hastanın yaşam planının bozulması,

  • sağlık kuruluşuna duyulan güvenin yıkılması,

süreç boyunca gerçeğe ulaşmak için verilen mücadele birlikte değerlendirilmelidir.

ONAYSIZ AMELİYAT, YANLIŞ TEŞHİS VE ORGAN KAYBI | Sağlık Hukukunda Hasta Hakları, Ceza Sorumluluğu ve Tazminat Davası

Ameliyat Kayıtlarının Değiştirildiği İddiası Neden Çok Ciddidir?

Sağlık hukukunda tıbbi kayıtlar dosyanın omurgasıdır. Ameliyat notları, epikriz raporu, patoloji sonuçları, hemşire gözlem formları, anestezi kayıtları, hasta onam formları, kullanılan ilaçlar, konsültasyon kayıtları ve taburcu belgeleri olayın gerçek yüzünü ortaya koyar.

Türkiye’de Son Dakika haberinde, ameliyat kayıtlarının önce “rahim ve yumurtalıklar alındı” şeklinde olduğu, daha sonra “tek yumurtalık alındı” biçiminde değiştirildiğine yer verilmiştir. (Türkiye'de Son Dakika Haberleri)

İzmir’de Son Dakika haberinde de Şahinel’in ameliyat evraklarını talep ettiği, belgelerin verilmek istenmediği, İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurduğu ve kayıt değişikliği iddialarının gündeme geldiği aktarılmıştır. (İzmir Haberleri)

Bu tür bir iddia, yalnızca tıbbi hata tartışması değildir. Eğer sağlık kayıtları gerçeğe aykırı düzenlenmiş, sonradan değiştirilmiş, gizlenmiş veya hastaya verilmemişse; bu durum ceza hukuku, idare hukuku, disiplin hukuku ve tazminat hukuku bakımından ayrıca değerlendirilir.

Çünkü hasta, kendi tıbbi kayıtlarına erişme hakkına sahiptir. Tıbbi kayıtların doğru tutulması sağlık kuruluşunun yükümlülüğüdür. Kayıtların eksik, çelişkili veya sonradan değiştirilmiş görünmesi, hekimin ve sağlık kuruluşunun savunmasını zayıflatabileceği gibi, ceza soruşturmasında da önemli delil niteliği taşıyabilir.


Onaysız Ameliyat Ceza Hukuku Bakımından Hangi Suçları Gündeme Getirir?

Onaysız tıbbi müdahalede ceza hukuku değerlendirmesi olayın ayrıntılarına göre yapılır. Her dosyada aynı suç tipi uygulanmaz. Ancak hastanın rızası olmadan organ veya doku alınması, gereksiz ameliyat yapılması, gerçeğe aykırı kayıt düzenlenmesi veya maddi menfaat amacıyla tıbbi işlem yapıldığı iddiası varsa şu suç tipleri tartışılabilir:

  • Kasten yaralama,

  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama,

  • Taksirle yaralama,

  • Resmi veya özel belgede sahtecilik,

  • Görevi kötüye kullanma,

  • Dolandırıcılık,

  • Organ veya doku alınmasına ilişkin özel düzenlemeler,

  • Sağlık mesleğinin kötüye kullanılması,

  • Özel sağlık kuruluşu yönünden idari ve disipliner sorumluluk.

Burada kritik ayrım şudur: Eğer doktor tıbbi standartlara aykırı davranmış fakat sonucu istememişse, taksir sorumluluğu gündeme gelebilir. Ancak hasta rızası olmadan, bilerek, ameliyat kapsamını aşarak, tıbben zorunlu olmadığı halde organ alınmışsa, bu durum çok daha ağır ceza hukuku değerlendirmelerine konu olabilir.

Ayrıca işlem maddi menfaat amacıyla yapılmışsa, olay yalnızca “malpraktis” olarak görülemez. Bu durumda ceza soruşturmasında kast, menfaat, kayıt düzeni, fatura, SGK/özel ödeme ilişkisi, ameliyat endikasyonu, patoloji raporları, tanı koyma süreci ve ameliyat kararının tıbbi gerekliliği ayrıntılı incelenmelidir.


Doktor Hatası mı, Komplikasyon mu, Hukuka Aykırı Müdahale mi?

Sağlık davalarında en önemli tartışmalardan biri “komplikasyon” savunmasıdır. Her ameliyatın riski vardır. Bazı istenmeyen sonuçlar, hekim tüm özeni göstermiş olsa bile ortaya çıkabilir. İşte bu tür durumlar komplikasyon olarak değerlendirilebilir. Ancak komplikasyon savunmasının kabul edilebilmesi için şu şartlar aranır:

  • Müdahale tıbben gerekli olmalıdır.

  • Hasta işlem ve riskler hakkında aydınlatılmış olmalıdır.

  • Hasta geçerli şekilde rıza göstermiş olmalıdır.

  • Hekim tıbbi standartlara uygun davranmalıdır.

  • Komplikasyon ortaya çıktığında doğru ve zamanında müdahale edilmelidir.

  • Kayıtlar eksiksiz ve gerçeğe uygun tutulmalıdır.

  • Hasta yanıltılmamalıdır.

Bu şartlar yoksa, olay “komplikasyon” adı altında geçiştirilemez. Özellikle hastanın rızası dışında organ alınması iddiası, komplikasyon savunmasını aşan çok daha ciddi bir hukuki meseledir. Çünkü komplikasyon, hukuka uygun bir müdahalenin öngörülebilir istenmeyen sonucu olabilir; fakat hastanın hiç izin vermediği bir müdahalenin yapılması, başlı başına hukuka aykırılık oluşturabilir.


Özel Tıp Merkezi ve Hastane Sorumluluktan Kaçabilir mi?

Sağlık hizmeti yalnızca doktor ile hasta arasındaki ilişki değildir. Özel hastane, tıp merkezi, poliklinik veya sağlık kuruluşu da organizasyon sorumluluğu taşır. Özel sağlık kuruluşunun sorumluluğu şu alanlarda gündeme gelir:

  • Uygun hekim ve personel çalıştırma,

  • Ameliyat öncesi kayıt ve onam süreçlerini denetleme,

  • Hasta dosyasını doğru ve eksiksiz tutma,

  • Steril ve güvenli ameliyat ortamı sağlama,

  • Ameliyat sonrası takip yükümlülüğünü yerine getirme,

  • Hasta kayıtlarını saklama ve talep halinde verme,

  • Hatalı işlem iddiası olduğunda belgeleri gizlememe,

  • Tıbbi organizasyonu hasta güvenliğine uygun kurma.

Bu nedenle hasta yalnızca doktora değil, somut duruma göre sağlık kuruluşuna da dava açabilir. Özel hastaneler ve tıp merkezleri çoğu zaman “işlemi doktor yaptı” diyerek sorumluluktan kurtulmaya çalışsa da, sağlık kuruluşunun organizasyon kusuru, kayıt sorumluluğu, personel seçimi ve hasta güvenliği yükümlülüğü ayrıca değerlendirilir.


Hastanın Açabileceği Tazminat Davaları

Onaysız ameliyat, yanlış teşhis, gereksiz organ alınması veya tıbbi kayıtların değiştirilmesi iddiası bulunan olaylarda hasta veya yakınları maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat kapsamında şunlar istenebilir:

  • Ameliyat ve tedavi giderleri,

  • Sonradan yapılan tedavi masrafları,

  • İlaç ve kontrol giderleri,

  • Psikolojik destek giderleri,

  • Çalışma gücü kaybı,

  • Geçici veya sürekli iş göremezlik zararı,

  • Kazanç kaybı,

  • Bakıcı gideri,

  • Yol, konaklama ve sağlık takip masrafları,

  • Gelecekte doğacak tedavi giderleri.

Manevi tazminat ise özellikle bu tür olaylarda çok önemlidir. Çünkü bazı zararların parayla tam olarak giderilmesi mümkün değildir. Kişinin bedensel bütünlüğünün ihlal edilmesi, organ kaybı, doğurganlık ihtimalinin zedelenmesi, cerrahi menopoz, psikolojik çöküntü, güven duygusunun kaybı ve hayat planının bozulması manevi tazminat değerlendirmesinde güçlü etkenlerdir.


Ceza Davası ile Tazminat Davası Birlikte Yürüyebilir mi?

Evet. Ceza soruşturması ve tazminat davası birbirinden farklı hukuki yollardır. Ceza soruşturması failin cezalandırılmasıyla ilgilidir. Tazminat davası ise mağdurun zararının giderilmesini amaçlar.

Ayla ŞAHİNEL olayında suç duyurusunda bulunulmuş, savcılık soruşturma başlatmış, adli tıp raporlarında ameliyatın usule aykırı yapıldığına ilişkin tespitler bulunduğu aktarılmıştır. (İzmir Haberleri)

Ceza dosyasında alınacak bilirkişi ve Adli Tıp raporları, tazminat davası bakımından da son derece önemlidir. Ancak hasta, ceza davasının sonucunu beklemeden de bazı hukuki adımlar atabilir. Özellikle delillerin kaybolma ihtimali varsa, hasta dosyası, ameliyat kayıtları, patoloji örnekleri, görüntüleme kayıtları ve hastane evrakları hızlı şekilde toplanmalıdır.


Sağlık Hukuku Dosyalarında Delil Toplama Neden Hayati Öneme Sahiptir?

Sağlık davalarında en güçlü taraf çoğu zaman belgeleri elinde tutan sağlık kuruluşudur. Hasta ise çoğu zaman ameliyat sonrası ne yapıldığını, hangi kayıtların tutulduğunu, hangi formların imzalatıldığını, ameliyat raporunda ne yazdığını bilmez. Bu nedenle mağdur hasta şu belgeleri mutlaka talep etmelidir:

  • Hasta dosyasının tamamı,

  • Ameliyat notu,

  • Epikriz raporu,

  • Patoloji raporları,

  • Onam formları,

  • Anestezi kayıtları,

  • Hemşire gözlem formları,

  • Laboratuvar sonuçları,

  • Görüntüleme kayıtları,

  • Konsültasyon notları,

  • Reçeteler,

  • Fatura ve ödeme belgeleri,

  • SGK işlem kayıtları,

  • Varsa kamera, sevk, yatış ve taburcu belgeleri.

Sağlık kuruluşu bu belgeleri vermekten kaçınırsa, İl Sağlık Müdürlüğü’ne, CİMER’e, savcılığa ve mahkemeye başvuru yapılabilir. Delil tespiti yoluna gidilmesi de mümkündür. Özellikle ameliyat kayıtlarının değiştirildiği iddiası varsa, dijital kayıtların oluşturulma ve değiştirilme tarihleri, log kayıtları ve hastane otomasyon sistemindeki işlem geçmişi ayrıca incelenmelidir.


Aydınlatılmış Onamın İspatı Kime Aittir?

Sağlık hukukunda önemli konulardan biri de ispat yüküdür. Hasta “bana yeterli bilgi verilmedi” dediğinde, sağlık kuruluşu ve hekim genellikle “onam formu imzalandı” savunmasını yapar. Ancak hekimin yalnızca form göstermesi her zaman yeterli değildir. Hastanın somut işlem konusunda yeterli şekilde bilgilendirildiğini, riskleri anladığını ve özgür iradesiyle kabul ettiğini ortaya koymak gerekir.

Özellikle rahim ve yumurtalık gibi kişinin yaşamını, doğurganlığını ve hormonal dengesini doğrudan etkileyen organlara ilişkin ameliyatlarda, bilgilendirmenin daha açık, daha kapsamlı ve daha somut yapılması gerekir. Hastaya yalnızca genel tıbbi ifadeler içeren bir belge imzalatılması yeterli görülmeyebilir.


Bu Tür Olaylarda Zamanaşımı ve Başvuru Süreleri

Sağlık hukuku dosyalarında süreler somut olaya göre değişir. Özel hastane, kamu hastanesi, üniversite hastanesi, doktorun statüsü, eylemin suç teşkil edip etmediği, zararın ne zaman öğrenildiği ve ceza soruşturmasının bulunup bulunmadığı süre hesabını etkiler.

Bu nedenle mağdur hasta “olay eski” diye hemen vazgeçmemelidir. Çünkü bazı durumlarda süre, ameliyat tarihinden değil, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren değerlendirilebilir. Ayrıca eylem aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, ceza zamanaşımı süreleri tazminat talepleri bakımından da önem kazanabilir.

Ayla ŞAHİNEL olayında basına yansıyan anlatıma göre ameliyat 2020 yılında gerçekleşmiş, ancak yumurtalıkların alındığının sonradan öğrenilmesi, kayıtların talep edilmesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve savcılık süreci gibi aşamalar dosyanın zamanaşımı ve öğrenme tarihi bakımından ayrıca incelenmesini gerektirir.


Hasta Yakınlarının Hakları Var mı?

Hasta hayattaysa tazminat hakkı esas olarak hastaya aittir. Ancak olayın aile hayatı, eş ilişkisi, çocuk sahibi olma planı ve ağır psikolojik etkileri varsa, bazı durumlarda yakınların da hukuki değerlendirme içinde yer alması mümkündür.

Özellikle kişinin çocuk sahibi olma ihtimalinin ortadan kalkması veya ağır biçimde zedelenmesi, yalnızca bireysel bir sağlık sonucu değil, aile hayatını da etkileyen ağır bir sonuçtur. Bu nedenle her dosyada hastanın eşi ve ailesi yönünden de hukuki değerlendirme yapılmalıdır.


Haberlere Yansıyan Ayla ŞAHİNEL Olayı Sağlık Hukuku Açısından Neden Önemli?

Bu olayın kamuoyu açısından önemi yalnızca bir hastanın yaşadığı mağduriyet iddiası değildir. Olay, Türkiye’de sağlık hizmeti alan herkes için şu soruları gündeme getirmektedir:

  • Hasta gerçekten neye imza attığını biliyor mu?

  • Ameliyat öncesi onam formları yeterince açık mı?

  • Hastalar, organlarına yapılacak müdahaleyi tam olarak öğrenebiliyor mu?

  • Özel tıp merkezleri yeterince denetleniyor mu?

  • Ameliyat kayıtları güvenli biçimde tutuluyor mu?

  • Hasta kayıtları sonradan değiştirilebiliyor mu?

  • Yanlış teşhis iddiaları nasıl araştırılıyor?

  • Maddi menfaat amacıyla gereksiz ameliyat yapılması nasıl önlenir?

  • Mağdur hastalar delillere nasıl ulaşabilir?

  • Hekim hatası ile komplikasyon nasıl ayrılır?

Bu sorular, yalnızca Ayla ŞAHİNEL dosyasının değil, tüm sağlık hukuku sisteminin merkezinde yer alır.


Sağlık Kuruluşlarının En Sık Yaptığı Savunmalar

Bu tür davalarda sağlık kuruluşları genellikle şu savunmaları ileri sürer:

  • Hasta onam verdi.

  • İşlem tıbben gerekliydi.

  • Ortaya çıkan sonuç komplikasyondur.

  • Hekim tıbbi standartlara uygun davrandı.

  • Organ alınması ameliyat sırasında zorunlu hale geldi.

  • Hasta yeterince bilgilendirildi.

  • Kayıtlarda hata yoktur.

  • Zarar ile işlem arasında illiyet bağı yoktur.

  • Hastanın mevcut hastalığı sonucu doğurmuştur.

Bu savunmaların her biri teknik olarak incelenmelidir. Örneğin “ameliyat sırasında zorunlu hale geldi” deniliyorsa, bu zorunluluğun ameliyat notlarında, patoloji raporlarında, görüntüleme sonuçlarında ve uzman bilirkişi raporlarında karşılığı bulunmalıdır. “Hasta onam verdi” deniliyorsa, onamın hangi işlem için verildiği açıkça görülmelidir. “Komplikasyon” deniliyorsa, komplikasyonun önceden anlatılıp anlatılmadığı ve ortaya çıktıktan sonra doğru yönetilip yönetilmediği araştırılmalıdır.


Mağdur Hasta Ne Yapmalı?

Onaysız ameliyat, yanlış teşhis, organ kaybı veya tıbbi kayıt şüphesi yaşayan kişi öncelikle panikle hareket etmemeli, delilleri sistemli şekilde toplamalıdır.

İlk adım, sağlık kuruluşundan yazılı olarak hasta dosyasının tamamını istemektir. Sadece epikriz raporu değil, tüm ameliyat evrakları, onam formları, patoloji raporları, anestezi kayıtları ve dijital kayıtlar talep edilmelidir.

İkinci adım, bağımsız uzman hekim görüşü almaktır. Çünkü davanın temelini tıbbi hata iddiası oluşturuyorsa, hangi işlemin neden hatalı olduğu teknik olarak ortaya konulmalıdır.

Üçüncü adım, İl Sağlık Müdürlüğü ve gerekli idari mercilere başvurmaktır. Sağlık kuruluşu belge vermiyorsa veya kayıtlar çelişkiliyse, bu durum ayrıca bildirilmelidir.

Dördüncü adım, savcılığa suç duyurusunda bulunmaktır. Özellikle rıza dışı organ alınması, gerçeğe aykırı kayıt, maddi menfaat amacı veya ağır bedensel zarar iddiası varsa ceza soruşturması büyük önem taşır.

Beşinci adım, maddi ve manevi tazminat davası hazırlığıdır. Bu dava için zarar kalemleri, raporlar, tedavi giderleri, psikolojik etkiler, çalışma gücü kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüş ayrıntılı şekilde belgelenmelidir.


Sonuç: Hastanın Bedeni Üzerinde Son Söz Hastaya Aittir

Ayla ŞAHİNEL olayında basına yansıyan iddialar, sağlık hukukunun en temel ilkesini yeniden hatırlatmaktadır: Hastanın bedeni üzerinde son söz hastaya aittir. Hekim, tıbbi bilgiye sahip olabilir; sağlık kuruluşu teknik imkânları sağlayabilir; ancak hastanın açık ve bilgilendirilmiş rızası olmadan vücut bütünlüğüne müdahale edilemez.

Bir ameliyatın hukuka uygun sayılabilmesi için yalnızca ameliyathanede yapılmış olması, doktor tarafından gerçekleştirilmiş olması veya bir form imzalatılmış olması yeterli değildir. Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu; doğru teşhis, tıbbi gereklilik, yeterli aydınlatma, geçerli rıza, uygun teknik uygulama, doğru kayıt düzeni ve dürüst hasta bilgilendirmesiyle birlikte değerlendirilir.

Onaysız ameliyat, gereksiz organ alınması, yanlış teşhis, kayıtların değiştirilmesi veya hastaya gerçeğe aykırı bilgi verilmesi iddiaları varsa, bu durum yalnızca tıbbi bir hata olarak değil, aynı zamanda ağır bir hukuk ihlali olarak ele alınmalıdır.

Sağlık hizmeti güven ilişkisine dayanır. Bu güvenin korunması için hasta haklarının kâğıt üzerinde değil, ameliyat masasında, muayene odasında, kayıt sisteminde ve yargı sürecinde gerçek anlamda uygulanması gerekir.



Yorumlar


bottom of page