İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminatı: SGK, Maluliyet ve Dava Süreci
Av. Servet AKSOY | İzmir Barosu
İşyerinde bir parmağın kopması, göze metal parçası sıçraması veya yüksekten düşme, çalışma hayatının görünür tehlikeleridir. Bazı zararlar ise sessiz ilerler: Taş kesiminde solunan silika tozu, yıllar sonra ortaya çıkan silikozis, asbest maruziyetiyle ilişkili kanser veya kimyasalların etkilediği solunum sistemi, çalışanın hayatını en az bir kaza kadar değiştirebilir.
İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle zarar gören işçi, koşulları oluştuğunda SGK yardımlarından yararlanabilir; ayrıca sorumlu kişilerden maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Bunun için mutlaka organ kaybı yaşanması, yüzde 60 maluliyet bulunması veya iş sözleşmesinin sona ermesi gerekmez.
Ancak hastanede konulan tanı, SGK’nın meslek hastalığı kararı ve mahkemenin tazminat değerlendirmesi aynı işlem değildir. Hakların korunması, bu aşamaların doğru belgelerle yürütülmesine bağlıdır. Bu rehber, ağırlıklı olarak iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin haklarını açıklamaktadır.

İş kazası ile meslek hastalığı arasındaki fark nedir?
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi, iş kazasını yalnızca makine başında geçirilen kazalarla sınırlandırmaz. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işverenin yürüttüğü iş nedeniyle veya kanunda belirtilen diğer durumlarda gerçekleşen ve bedensel ya da ruhsal zarara yol açan olaylar bu kapsamda değerlendirilebilir. İşverenin sağladığı taşıtla işe gidiş geliş sırasında yaşanan kazalar da kapsama girebilir.
Meslek hastalığı ise 5510 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre yapılan işin niteliği, tekrarlanan etkiler veya çalışma koşulları nedeniyle gelişen hastalık ve engellilik hâlidir. Pres makinesinde elin ezilmesi iş kazası; işyerindeki tozun etkisiyle gelişen silikozis meslek hastalığı örneğidir.
Bir olayın SGK bakımından iş kazası kabul edilmesi, işverenin her durumda ve aynı oranda tazminat ödeyeceği anlamına gelmez. İşverenin sorumluluğu bakımından zarar, alınması gereken önlemler, kusur ve nedensellik bağı ayrıca değerlendirilir.
Organ kaybı ve kalıcı işlev kaybında hangi haklar doğar?
İş kazasında parmak, el, kol, bacak veya göz kaybı, tazminat hesabında ciddi sonuçlar doğurabilir. Bununla birlikte organın yerinde olması, zarar bulunmadığını göstermez. Parmakların hareket edememesi, elde kavrama gücünün azalması, sinir hasarı, işitme kaybı veya gözün görme işlevini yitirmesi de değerlendirilmesi gereken kayıplardır.
Örneğin, elindeki yaralanma nedeniyle hassas iş yapamayan bir çalışanın durumu, yalnızca ameliyat izine bakılarak anlaşılamaz. Hangi hareketleri yapabildiği, mesleğini sürdürmekte ne ölçüde zorlandığı ve tedavi sonrasında kalan bulgular incelenmelidir.
“Bir parmak kaybının tazminatı şu kadardır” şeklinde herkes için geçerli bir tarife yoktur. Yaş, gerçek kazanç, iş göremezlik oranı, kusur ve zararın kapsamı birlikte değerlendirilir. Protez, rehabilitasyon ve bakım ihtiyacı da dosyanın özelliklerine göre maddi zarar hesabına girebilir.
Silikozis meslek hastalığı mıdır? Silika tozu kanser yapar mı?
Silikozis, solunabilir kristalin silika tozunun akciğerlerde oluşturduğu hasarla gelişen ciddi bir akciğer hastalığıdır. Taş ve kuvars işleme, kesme, delme, öğütme ve parlatma gibi işlemler sırasında açığa çıkan ince tozlar akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabilir. Hastalık geri dönüşsüz hasara yol açabilir; buna karşılık maruziyetin önlenmesi mümkündür.
Silikozis bir kanser türü değildir. Solunabilir kristalin silika maruziyeti, silikozisin yanında akciğer kanseri ve KOAH gibi başka hastalıklarla da ilişkilidir. Silikozis tanısı alan herkesin kanser olacağı söylenemez; ancak bu ayrım, maruziyetin ciddiyetini azaltmaz.
Bir çalışanın uzun süredir öksürmesi veya nefes darlığı yaşaması tek başına tanı koydurmaz. İş öyküsü, görüntüleme ve gerekli solunum değerlendirmeleri birlikte ele alınmalıdır. Aynı işyerinde benzer hastalıkların görülmesi araştırma açısından önemlidir; tek başına kesin kanıt sayılmaz.
Hukuki incelemede ise çalışanın hangi bölümde, hangi malzemeyle, ne kadar süre çalıştığı; tozun kaynağında kontrol edilip edilmediği; havalandırma, ölçüm ve sağlık gözetimi kayıtları araştırılır. Yalnızca maske teslim edildiğini gösteren bir belge, bütün koruma yükümlülüklerinin yerine getirildiğini kanıtlamaz.
İşyerindeki maruziyet hangi kanser ve göğüs hastalıklarıyla ilişkili olabilir?
Mesleki kanserler yalnızca silika maruziyetiyle sınırlı değildir. Asbest, akciğer kanseri ve akciğer zarında da gelişebilen mezotelyoma başta olmak üzere bazı kanserlerle ilişkilidir. Benzen maruziyeti ise lösemi ve başka kan hastalıkları bakımından risk oluşturabilir. Bununla birlikte bir kişide kanser gelişmesi, hastalığın kendiliğinden meslek hastalığı kabul edilmesini sağlamaz.
Hastalığın türü, maruz kalınan madde, çalışma süresi, maruziyetin yoğunluğu, hastalığın ortaya çıkış zamanı ve diğer risk etkenleri uzmanlarca değerlendirilmelidir. Birden fazla işyerinde benzer maddelerle çalışılmışsa bütün çalışma geçmişi önem kazanır.
Göğüs hastalıkları yönünden silikozis dışında diğer pnömokonyozlar, mesleki astım ve çalışma ortamıyla ilişkili bazı KOAH tabloları da araştırılabilir. İşle ilişkili astımın değerlendirilmesinde yakınmaların iş günlerinde ve işten uzak kalınan dönemlerde nasıl değiştiği, maruziyet öyküsü ve solunum testleri önem taşır.
Örneğin boya üretiminde çalışan bir kişinin nefes darlığının işyerinde artması, hekime aktarılması gereken bir bilgidir. Fakat bu gözlem, uzman değerlendirmesi yapılmadan işverene kesin sorumluluk yüklenmesine yeterli olmaz.
Görme bozukluğu ve göz yaralanması tazminat konusu olabilir mi?
Göze kimyasal sıçraması, metal çapak kaçması veya travma nedeniyle görmenin azalması, iş kazası kapsamında değerlendirilebilir. Kaynak işlemlerindeki ışınım ve bazı radyasyon maruziyetleri de göz sağlığı açısından risk taşır. Etkenin türüne göre kornea hasarı, göz merceğinde değişiklik veya başka işlev kayıpları araştırılabilir.
Ancak her gözlük ihtiyacı, miyopi veya katarakt meslek hastalığı değildir. Görme bozukluğuyla iş arasında tıbben açıklanabilir bir bağlantı kurulmalıdır. Önceki göz muayeneleri, olay sonrası kayıtlar, görme alanı ve görme keskinliği ölçümleri bu nedenle önemlidir.
Gözün tamamen kaybedilmesi şart değildir. Tek gözde kalıcı görme azalmasının kişinin mesleğine ve günlük yaşamına etkisi de tazminat değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
İşverenin sorumluluğu nasıl belirlenir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi, işverenin işçinin sağlığını ve güvenliğini koruma yükümlülüğünün temel dayanaklarındandır. 6331 sayılı Kanun’un 4, 5, 10 ve 15. maddeleri ise risklerin önlenmesi, kaynağında kontrolü, risk değerlendirmesi ve sağlık gözetimi bakımından yükümlülükler getirir.
Bu nedenle kusur incelemesi, çalışana eğitim verildiğini gösteren imzalı formdan ibaret olamaz. Makinenin koruyucusu bulunuyor mu? Tehlikeli toz için uygun teknik önlemler alınmış mı? Koruyucu donanım işe uygun mu? Kullanımı denetlenmiş mi? Sağlık bulgularına rağmen aynı maruziyet sürdürülmüş mü? Bu sorular somut delillerle cevaplanmalıdır.
İşçinin olayın meydana gelmesinde etkili davranışları varsa bunlar da değerlendirilir. Bununla birlikte çalışanın deneyimli olması veya tehlikeyi bilmesi, işverenin koruma yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yargıtay silikoziste kaçınılmazlık savunmasına nasıl yaklaşıyor?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.2023 tarihli, 2023/3297 E., 2023/4239 K. sayılı kararında, kot kumlama işinde çalışan sigortalının silikozise yakalanması incelenmiştir. SGK’nın işverene yönelttiği rücu davasında Daire, somut çalışma bakımından yüzde 10 kaçınılmazlık kabulünü uygun bulmamış; işverenin yüzde 100 sorumluluğu gözetilmeden karar verilmesini bozma nedeni saymıştır.
Kararın gösterdiği nokta, hastalığın “işin doğasında var” denilerek açıklanamayacağıdır. Bu sonuç bütün meslek hastalıklarına otomatik olarak uygulanamaz; her dosyada alınabilecek önlemler ve maruziyet koşulları incelenmelidir.
İş kazası veya meslek hastalığı şüphesinde hastane aşaması
Kazadan sonra öncelik tedavidir. Sağlık kuruluşuna başvururken olayın işyerinde veya işin yürütümü sırasında gerçekleştiği doğru biçimde anlatılmalıdır. “Evde oldu” şeklindeki gerçeğe aykırı bir kayıt, ileride olayın ispatını zorlaştırabilir.
Meslek hastalığı şüphesinde ise yalnızca şikâyetleri anlatmak yeterli olmayabilir. Yapılan iş, kullanılan maddeler, çalışma süresi ve benzer işlerdeki geçmiş çalışmalar hekime aktarılmalıdır. Göğüs hastalıkları, göz hastalıkları, ortopedi veya ilgili diğer branşların değerlendirmesi dosyanın niteliğine göre yürütülür.
6331 sayılı Kanun’un 14. maddesi, meslek hastalığı ön tanısı konulan vakaların SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevkini düzenler. Her hastaneden alınan rapor, SGK işlemleri bakımından tek başına nihai meslek hastalığı kararı değildir.
Epikrizler, ameliyat notları, görüntülemeler, patoloji sonuçları, istirahat raporları ve reçeteler saklanmalıdır. Eski tetkiklerle yeni bulguların karşılaştırılması, özellikle yavaş gelişen hastalıklarda önemlidir.
SGK bildirimi ve soruşturması nasıl ilerler?
İş sözleşmesiyle çalışan işçiler bakımından işverenin, iş kazasını kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirmesi gerekir. Kanundaki özel başlangıç durumları saklıdır. Meslek hastalığında da işveren bakımından öğrenmeye bağlı üç iş günlük bildirim yükümlülüğü bulunur.
Bu süreler, işçinin tazminat davası açma süresi değildir. İşverenin bildirim yapmaması da çalışanın başvuru hakkını ortadan kaldırmaz. Meslek hastalığı şüphesi bulunan kişi, sosyal güvenlik il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine başvurarak tespit sürecini başlatabilir.
SGK incelemesinde olayın gerçekleşme biçimi, çalışma ilişkisi ve gerekli görüldüğünde işyeri koşulları araştırılır. Meslek hastalığında maruziyetin niteliği, çalışma süreleri ve tıbbi belgeler birlikte değerlendirilir. Kurumca yetkilendirilen sağlık kuruluşunun raporu ve dayanak belgeleri üzerinden Kurum Sağlık Kurulu karar verir.
SGK soruşturması ile savcılık soruşturması farklı amaçlara hizmet eder. Birincisi sosyal güvenlik hakları ve Kurum işlemleriyle; ikincisi olayda suç bulunup bulunmadığıyla ilgilidir. İşverene karşı tazminat davası açılabilmesi her durumda ceza mahkûmiyeti alınmasına bağlı değildir; ceza dosyasındaki maddi tespitlerin etkisi ayrıca değerlendirilir.
SGK meslek hastalığını kabul etmezse veya oran düşük çıkarsa
Ret kararı ya da beklenenden düşük oran, bütün başvuru yollarının sona erdiği anlamına gelmez. Öncelikle gerekçe incelenmelidir: Hastalıkla iş arasında bağlantı mı kurulamamıştır, sağlık belgeleri mi eksiktir, yoksa kalıcı kayıp mı saptanmamıştır?
Sağlık kurulu kararlarına ilişkin uyuşmazlıklarda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu incelemesi gündeme gelebilir. Yargı yolunda da ilgili uzmanlık alanlarından alınacak raporlarla değerlendirme yapılabilir; SGK’nın tıbbi değerlendirmesi mahkemenin inceleme yetkisini ortadan kaldırmaz.
SGK’ya karşı açılacak sosyal güvenlik davalarında 7036 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki ön başvuru koşulu gözetilmelidir. Olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliği çekişmeliyse SGK ve ilgili işverenin taraf olduğu bir tespit davası gerekebilir. Bu uyuşmazlık, tazminat davasında bekletici mesele yapılabilir. Her dosyada mutlaka iki ayrı dava açılacağı şeklinde bir kural kurulamaz.
Maluliyet oranı, engelli raporu ve iş göremezlik geliri aynı şey mi?
Gündelik dilde “maluliyet” denilen değerlendirmeler, farklı hukuki amaçlara hizmet edebilir:
Değerlendirme | Temel işlevi |
Geçici iş göremezlik | Tedavi ve iyileşme döneminde çalışamamanın değerlendirilmesi |
Sürekli iş göremezlik | İş kazası veya meslek hastalığının meslekte kazanma gücüne kalıcı etkisinin belirlenmesi |
Malullük | 5510 sayılı Kanun’un 25 ve 26. maddelerindeki malullük aylığı koşullarının değerlendirilmesi |
Engellilik raporu | İlgili mevzuata göre engellilik durumunun belirlenmesi; tazminat oranıyla otomatik olarak aynı değildir |
5510 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre sürekli iş göremezlik geliri için meslekte kazanma gücünde en az yüzde 10 azalma aranır. Malullük bakımından ise 4/a ve 4/b sigortalıları için 25. maddede en az yüzde 60 kayıp ölçütü düzenlenmiştir; aylık bağlanması ayrıca diğer koşullara bağlıdır
Yüzde 10 eşiği, işverene karşı tazminat davasının alt sınırı değildir. Örneğin yüzde 7 kalıcı kayıp belirlenmesi, tek başına tazminat istenemeyeceği anlamına gelmez. Sürekli kayıp bulunmasa bile tedavi giderleri, geçici kazanç kaybı ve manevi zarar ayrıca incelenebilir.
İş kazası ve meslek hastalığında maddi tazminat neleri kapsar?
TBK m.54, bedensel zarar kapsamında tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücündeki azalma veya kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları düzenler. Uygulamada çalışanın iyileşme dönemindeki gelir kaybı, kalıcı kaybın gelecekteki kazanca etkisi, karşılanmayan gerekli tedavi giderleri ve bakım ihtiyacı araştırılır. Protez veya yardımcı cihaz gerekiyorsa bunların niteliği ve yenilenme ihtiyacı da tıbbi belgelerle değerlendirilmelidir.
Tazminat hesabında yalnızca bordrodaki rakama bakılması bazı dosyalarda gerçek kazancı yansıtmayabilir. Banka kayıtları, ücret belgeleri, mesleki kıdem ve uygun diğer deliller birlikte incelenir. Hesap, kusur oranı ve hukuken indirilebilecek ödemeler de dikkate alınarak yapılır.
İşçinin çalışmaya devam etmesi veya aynı ücreti alması, kalıcı beden gücü kaybının bütün sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak aynı zarar farklı adlarla iki kez tazmin edilemez. Ekonomik geleceğin sarsılması iddiası da somut etkileriyle ortaya konulmalıdır.
Ölüm hâlinde ise TBK m.53 kapsamında destekten yoksun kalma zararı ve diğer ilgili giderler gündeme gelir. Destekten yoksun kalma hakkı yalnızca mirasçılık sıfatına bağlı değildir; destek ilişkisinin özellikleri değerlendirilir.
Manevi tazminat için kalıcı sakatlık şart mı?
İş kazası veya meslek hastalığının yarattığı bedensel ve ruhsal zarar, kalıcı iş göremezlik bulunmasa da manevi tazminatı gerektirebilir. Ameliyatlar, hastanede kalınan süre, ağrı, görünüm değişikliği, günlük yaşamın etkilenmesi ve olayın ağırlığı değerlendirilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/5928 E., 2015/20734 K. sayılı kararında, dizinden yaralanan işçinin kalıcı fonksiyon kaybı olmadan iyileşmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin bütünüyle reddi için yeterli görülmemiştir. Daire, geçici çalışamama dönemindeki zararın ve bedensel bütünlüğün zedelenmesinden doğan manevi zararın değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştır.
Manevi tazminatın sabit bir hesap cetveli yoktur. TBK m.56 uyarınca olayın özelliklerine göre hâkim tarafından belirlenir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınların manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir; her yaralanma bütün yakınlar için otomatik hak doğurmaz.
Sadece tehlikeli maddelerle çalışmış olmak veya gelecekte hastalanma ihtimalinden söz etmek ise tek başına belirli tutarda tazminat hakkını kanıtlamaz. Somut zarar ve sorumluluk koşulları incelenmelidir.
SGK ödeme yaparsa işverenden ayrıca tazminat alınabilir mi?
SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri alınması, işverene karşı tazminat istemini kendiliğinden sona erdirmez. SGK yardımlarıyla özel hukuk tazminatı farklı hukuki esaslara dayanır.
Bununla birlikte hesapta SGK ödemelerinin niteliği dikkate alınır. TBK m.55 uyarınca bütün sosyal güvenlik ödemeleri ayrım yapılmadan tazminattan düşülemez; rücu edilebilirlik ve ödemenin karşıladığı zarar önemlidir. Hesap bilirkişisi bu ayrımı göstermelidir. Manevi tazminat ise SGK’nın gelir bağlamasından ayrı değerlendirilir.
Tazminat davası nerede açılır? Arabuluculuk zorunlu mu?
İşçi ile işveren arasındaki iş kazası ve meslek hastalığı tazminatı uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerde dava, bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetkili yer, olayın ve talebin özelliklerine göre belirlenir.
7036 sayılı Kanun’un 3/3. maddesi uyarınca bu olaylardan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz. Kıdem, ücret veya fazla çalışma gibi ayrı işçilik alacakları içinse arabuluculuk koşulu ayrıca gözetilir.
Davada önce olay ve çalışma koşulları, ardından tıbbi zarar, sorumluluk ve tazminat hesabı değerlendirilir. Belgeler toplanır, tanıklar dinlenir ve gerektiğinde farklı uzmanlıklardan bilirkişi raporları alınır. Raporlar arasındaki çelişkiler ve eksik incelemeler gerekçeli itirazlarla ortaya konulmalıdır.
Taşeron işçiliğinde asıl işverenin sorumluluğu da araştırılmalıdır. Dava yalnızca bordroda görünen şirkete yöneltilmeden önce gerçek çalışma ilişkisi incelenmelidir. Hastalığın birden fazla işyerindeki maruziyetle bağlantısı varsa her işyerinin etkisi ayrıca ele alınır.
Zamanaşımı ne kadar? İşten ayrıldıktan sonra dava açılabilir mi?
İşverene karşı sözleşmesel sorumluluğa dayanan iş kazası ve meslek hastalığı tazminatlarında genel olarak TBK m.146’daki on yıllık zamanaşımı uygulanır. Ancak başlangıç tarihini her olayda aynı kabul etmek doğru değildir. Zararın öğrenilmesi, gelişen hastalık, sonradan ortaya çıkan kayıplar ve dava içindeki talep artırımları ayrıca incelenmelidir.
İşten ayrıldıktan veya emekli olduktan sonra ortaya çıkan hastalıklar da geçmiş çalışmayla bağlantılı olabilir. Meslek hastalıkları bakımından düzenlenen yükümlülük süresi, tazminat zamanaşımıyla aynı kavram değildir. 5510 sayılı Kanun’un 14. maddesi, gerekli tıbbi ve işyeri tespitleri mevcutsa yükümlülük süresi aşılmış olsa bile Yüksek Sağlık Kurulu onayıyla meslek hastalığı kabulüne imkân tanır.
SGK işlemlerinin sürüyor olması, işverene karşı bütün dava sürelerinin kendiliğinden durduğu varsayımını haklı kılmaz. Süreler, başvurulan yol ve muhatap bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Hak kaybını önlemek için hangi belgeler önemlidir?
İş kazası ve meslek hastalığı dosyalarında sağlık raporları kadar çalışma koşullarını gösteren belgeler de önem taşır. Hastane kayıtları, SGK hizmet dökümü, ücret belgeleri, kazaya ilişkin tutanaklar, tanık bilgileri ve hukuka uygun elde edilmiş görüntüler korunmalıdır. Toz veya kimyasal maruziyetinde çalışılan bölümleri ve dönemleri gösteren bir iş geçmişi hazırlanması yararlıdır.
İzmir’de iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle hukuki değerlendirme yapılırken hastane dosyası, SGK süreci ve tazminat talepleri birlikte incelenmelidir. Organ kaybı, silikozis, mesleki kanser veya görme kaybı gibi durumlarda doğru değerlendirme; hastalığın adına bakmakla yetinmeyip çalışma koşullarını, tıbbi bulguları ve zararın gerçek kapsamını ortaya koymayı gerektirir.




Yorumlar